küresel risk odağında güncel piyasa verileri, fiyatlama dinamikleri ve temel göstergeler birlikte değerlendiriliyor.
Ne Oldu?
küresel piyasalarda baskın olan tema, enerji fiyatlarındaki gerilemenin merkez bankalarının sıkılaştırma beklentilerini hafifletmesiyle oluşan risk iştahı artışıdır. Orta Doğu’daki tedarik kesintisi endişelerinin azalmasıyla ham petrol fiyatlarında bir haftanın en düşük seviyesine düşüş yaşandı. Bu gelişme, ABD’de Fed’in faiz artırımı sürecindeki enflasyon baskısının hafiflediği algısını güçlendirdi; sonuç olarak Wall Street’teki ana endeksler (Dow Jones, S&P 500 ve Nasdaq) yükselişle başladı. Benzer şekilde İngiltere Merkez Bankası’nın (BoE) Başkanı Andrew Bailey’in, piyasanın dört faiz artırımı tahminlerini değerlendirmek için görünümün çok belirsiz olduğunu belirterek temkinli duruşu, küresel sıkılaştırma döngüsündeki olası bir yavaşlamaya işaret etti.
Bununla birlikte, Türkiye’deki makro veri akışı daha karmaşık ve iç odaklı dinamikleri öne çıkarıyor. TCMB’nin yayımlanan Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı özeti, jeopolitik riskler ve enerji arzındaki belirsizliklerin enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturduğunu açıkça vurguladı. Merkez bankasının tarım emtialarındaki olumsuz hava koşulları ve tedarik zinciri maliyetlerine dair uyarıları, küresel fiyatlamanın yerli enflasyona aktarım yolundaki engellerin hâlâ var olduğunu hatırlatıyor.
Yerel likidite verileri ise bankacılık sektöründe bir genişleme döngüsünün devam ettiğini gösteriyor. TCMB’nin haftalık istatistiklerine göre, 11 Eylül ile biten hafta boyunca toplam mevduat yüzde 0,73 artışla 33 trilyon 456 milyar lira seviyesine ulaştı. Türk lirası cinsi mevduatta daha güçlü bir büyüme olan yüzde 2,02’lik artış öne çıkarken, yabancı para cinsi mevduat da yüzde 0,28 yükseldi. Yurt içi yerleşiklerin dolar bazlı mevduatında parite etkisinden arındırılmış olarak 1 milyar 802 milyon dolarlık bir artış kaydedildi. Kredilerde de genişleme sürüyor; tüketici kredileri yüzde 0,63 artarak 6 trilyon 964 milyar liraya çıktı ve bu büyümenin büyük kısmı konut kredilerine dayandı.
Piyasa Ne Fiyatlıyor?
Piyasalar şu anda iki zıt akımın kesişim noktasında fiyatlanma yapıyor: Bir yanda küresel risk iştahını destekleyen “daha az sıkılaştırma” senaryosu, diğer yanda Türkiye’deki enflasyonist baskıları koruyan jeopolitik ve arz tarafı şokları.
Küresel ölçekte yatırımcılar, petrol fiyatlarının düşüşünün merkez bankalarını faiz artırım hızını yavaşlatmaya veya durdurmaya itebileceği beklentisiyle hisse senedi varlıklarına yöneliyor. UBS’nin endüstriyel metaller için “bullish” (yükseliş) görüşü, uzun vadeli yapısal talebin hala güçlü olduğunu ima ederken, kısa vadeli fiyat dalgalanmaları risk iştahını besliyor. Ancak BoE Başkanı Bailey’in uyarısı, bu iyimserliğin henüz olgunlaşmadığını ve merkez bankalarının verileri yakından takip etmeye devam edeceğini gösteriyor.
Türkiye’de ise piyasa, TCMB’nin enflasyon risklerine dair sert dilini yerel likidite artışıyla dengelerken bir ikilem yaşıyor. Bankalardaki mevduat ve kredi büyümesi, ekonominin reel sektöründeki aktivitenin devam ettiğini ve finansal derinleşmenin sürdüğünü kanıtlıyor. Özellikle yurt içi yerleşiklerin yabancı para cinsi varlıklarındaki artış (1 milyar 802 milyon dolar), döviz talebindeki canlılığı ve kur beklentilerindeki hassasiyeti gösteriyor. TCMB’nin “yukarı yönlü enflasyon riskleri” uyarısı, bu likidite artışı karşısında para politikasının sıkı duruşunu korumasını gerektiren bir ortam yaratıyor. Piyasalar, küresel petrolün ucuzlamasının Türkiye’deki enerji maliyetlerini düşürüp düşürmeyeceğini ve bunun enflasyon beklentilerini nasıl etkileyeceğini izliyor.
Türkiye ve BIST Etkisi
küresel petrol fiyatlarındaki gerileme, Türkiye’nin cari açığı üzerinde olumlu bir etki yaratma potansiyeli taşısa da, TCMB’nin jeopolitik risklere dair uyarıları bu optimizmin sınırlı olduğunu gösteriyor. Enerji arzındaki belirsizliklerin sürmesi, ithalat maliyetlerindeki dalgalanmanın devam edebileceği anlamına geliyor. Bu durum, kur dinamiklerinde yukarı yönlü baskı unsuru olarak izlenmeye devam ediyor.
Borsa İstanbul (BIST) açısından bakıldığında, küresel risk iştahındaki artışın dış yatırımcı akışını destekleyici olabileceği düşünülse de, yerel likidite verileri iç dinamiklerin daha belirleyici olduğunu gösteriyor. Banka hisseleri, mevduat ve kredi hacmindeki genişlemeyle birlikte temettü potansiyeli ve bilanço büyümesi açısından pozitif bir görünüm sergiliyor. Özellikle konut kredilerindeki artışın inşaat ve yapı malzemeleri sektörlerine olumlu yansıması bekleniyor. Ancak TCMB’nin enflasyon riskleri konusunda temkinli duruşu, reel faizlerin yüksek seyretmesini sürdürmesine neden olarak tüketici talebinde bir soğuma riski taşıyor. Bu da perakende ve hizmet sektörlerinin büyüme dinamiklerini etkileyebilir.
Enerji şirketleri açısından ise petrol fiyatlarındaki düşüş kısa vadede kar marjlarını baskılayabilirken, endüstriyel metallerdeki yapısal talep artışı (UBS görüşü) maden ve metal işleme sektörlerine olumlu bir zemin hazırlıyor. Ancak bu sektörel fayda, jeopolitik risklerin tırmandığı durumlarda arz kesintileriyle sınırlı kalabilir.
Riskler ve Karşı Senaryo
Ana senaryoda küresel petrol fiyatlarının düşüşü devam ederken, ABD’de Fed’in faiz artırımı sürecinin yavaşlaması hisse senedi piyasalarında bir toparlanmayı sürdürür. Türkiye’de ise bankacılık sektöründeki likidite genişlemesi sürer ve TCMB, enflasyonla mücadelede sıkı duruşunu korurken kur istikrarına odaklanır. Bu durumda BIST’ta dış finansman koşullarının iyileşmesiyle birlikte döviz bazlı getirisi yüksek şirketler öne çıkabilir.
Karşı senaryoda ise jeopolitik risklerin yeniden tırmandığı bir ortamda petrol fiyatları sert şekilde yükselirse, küresel enflasyon beklentileri tekrar artar ve merkez bankaları sıkılaştırma yolunda geri adım atamazlar. Bu durumda Wall Street’teki ralli durur ve risk iştahı azalır. Türkiye’de ise enerji maliyetlerindeki artış, TCMB’nin uyardığı yukarı yönlü enflasyon risklerini somutlaştırarak kur baskısını artırabilir. Bankacılık sektöründeki kredi büyümesi, artan maliyetler nedeniyle karlılığı baskılayabilir ve reel ekonomiye yansıyan talep daralmasıyla birlikte BIST’ta iç temelli değerlemelerde düzeltme görülebilir. Ayrıca yurt içi yerleşiklerin yabancı para cinsi mevduatındaki artışın hızlanması, kur beklentilerinde yukarı yönlü bir ivme yaratabilir.
Finansyum Sonucu
Mevcut havuz verileri, küresel piyasalarda “risk-on” (risk iştahı) modunun geçici olarak hakim olduğunu ancak bu iyimserliğin jeopolitik ve arz tarafındaki belirsizliklerle sınırlı olduğunu gösteriyor. Türkiye’de ise bankacılık sektöründeki likidite genişlemesi, ekonominin finansal derinleşmesinin sürdüğünü kanıtlarken; TCMB’nin enflasyon riskleri konusunda temkinli duruşu, para politikasının sıkılığının korunması gerektiğini vurguluyor.
Yatırımcılar için kritik nokta, küresel petrol fiyatlarındaki düşüşün Türkiye’deki cari dengeyi ne ölçüde rahatlattığı ve bunun kur dinamiklerine yansıma hızıdır. Banka hisseleri, bilanço büyümesiyle desteklenen temettü potansiyeli nedeniyle yerli yatırımcılar için dikkat çekici olabilirken, dış risklerin artması durumunda döviz kuru hassasiyeti ön planda olacaktır. Endüstriyel metallerde yapısal talep artışı (UBS görüşü), maden ve metal sektörlerinde uzun vadeli fırsatlar sunsa da, kısa vadede jeopolitik şoklara karşı temkinli olunması gerekiyor. Genel olarak, Türkiye’deki likidite verileri pozitif bir temel sağlarken, küresel enflasyon riskleri nedeniyle dış finansman akışının devamı ve kur istikrarının korunması öncelikli izleme konularıdır.
Bu çerçevede küresel risk için yeni veri akışının yönü önem taşıyor.
küresel risk açısından fiyat hareketi ile temel göstergelerin birlikte okunması gerekiyor.
