Hisse, fon veya piyasa aracı ara

Finansyum’da BIST hisseleri, TEFAS fonları ve analiz içeriklerine hızlıca ulaşın.

TCMB

TCMB Gevşemesi ve Çin Desteği Arasında Enflasyon Sınırı

Ne Oldu?

TCMB Finansyum

Küresel piyasalarda merkez bankalarının politika rotaları arasında belirgin bir ayrışma yaşanırken, Türkiye’nin iç dinamikleri de aynı anda şekilleniyor. HSBC stratejistlerinin son değerlendirmesine göre, piyasa fiyatlaması TCMB’nin yıl sonuna kadar gerçekleştireceği faiz indirimi konusunda daha temkinli ilerliyor. Piyasalar, bir haftalık repo faizinde 200 baz puanlık indirim beklentisi yaygınken, mevcut fiyatlama yaklaşık 150 baz puanlık gevşemeyi yansıtıyor. Stratejistler, bu farkın kapanmasının zor olmayacağını belirtse de, asıl belirsizliğin gelecek yılki döngünün süresi ve büyüklüğü olduğunu vurguluyor. Yatırımcıların tüm döngü boyunca yaklaşık 300 baz puanlık indirim fiyatladığı ve bunun repo faizini yüzde 34 seviyesinde tuttuğu ifade ediliyor. Bu durum, Bloomberg’in yüzde 28’lik ve HSBC ekonomistlerinin yüzde 21’lik tahminlerinden daha yüksek bir fiyatlama düzeyine işaret ediyor.

TCMB

Diğer yandan Çin Merkez Bankası (PBoC), reel ekonomiye destek amacıyla politika bankaları için Taahhütlü Destek Kredisi Aracı (PSL) faiz oranını yüzde 1,75’ten yüzde 1,5’e düşürdü. Bu hamleyle birlikte kredi verilecek imar projelerinin kapsamı genişletildi ve teknolojik inovasyon ile tarım alanlarına ayrılan kredi miktarları artırıldı. Çin’in bu tür sıkılaştırıcı olmayan adımları, küresel likidite beklentilerini olumlu etkilerken, aynı anda ABD’de Fed’in enflasyonla mücadelesinde daha sıkı duruş sergileme ihtimali ve Avrupa’daki enerji fiyatlarındaki artışlar avro/dolar paritesini baskılıyor. Avronun dolar karşısında son üç ayın en düşük seviyesine inmesi, küresel para politikalarında çelişkili sinyallerin varlığını teyit ediyor.

Türkiye açısından ise AA Finans’ın eylül ayı Enflasyon Beklenti Anketi sonuçları, iç talebin ve fiyat beklentilerinin hala kritik bir noktada olduğunu gösteriyor. Ankete katılan ekonomistler, TÜFE’nin eylülde yüzde 2,18 artacağını tahmin ediyor. Bu aylık artışla birlikte yıllık enflasyonun ağustostaki yüzde 31,51’den eylülde yüzde 30,16’ya gerilemesi bekleniyor. Yıl sonu enflasyon beklentisi ortalaması ise yüzde 29,66 olarak kaydedildi. Bu veriler, TCMB’nin faiz indirimi sürecinin enflasyonun kontrol altına alınmasıyla nasıl dengeleneceği sorusunu gündeme getiriyor.

Piyasa Ne Fiyatlıyor?

Piyasalar şu anda iki ana eksen üzerinde fiyatlanma yapıyor: Bir yanda TCMB’nin gevşeme döngüsünün hızı ve süresi, diğer yanda küresel likiditenin yönü. HSBC’nin analizi, piyasanın TCMB’den beklenen indirimlerin tamamını henüz tam olarak fiyatlamadığını, ancak indirimin geleceğine dair bir konsensüs olduğunu gösteriyor. Piyasa, yıl sonu için 150 baz puanlık gevşemeyi fiyatlayarak, beklenti olan 200 baz puana göre biraz daha yavaş ilerlediğini ima ediyor. Ancak stratejistler, bu farkın kapanmasının olası olduğunu belirtiyor. Bu durum, faiz indiriminin piyasa için sürpriz olmayacağını, ancak indirimlerin temposunun ve gelecek yılki devamının belirsizliğini koruduğunu gösteriyor.

Küresel ölçekte ise Çin’in PSL faiz indirimi, gelişmekte olan piyasalar için olumlu bir likidite sinyali olarak görülüyor. Ancak ABD’de Fed’in şahin duruşu ve Avrupa’daki enerji endişeleri, küresel risk iştahını kısıtlıyor. Avro/dolar paritesindeki düşüş, doların güçlenmesiyle birlikte gelişmekte olan para birimleri üzerinde baskı oluşturabilir. Türkiye için bu durum, kur dinamiklerinde volatiliteye yol açabilecek bir faktör olarak öne çıkıyor. TCMB’nin faiz indirimi süreci, enflasyonun beklenen hızda düşmemesi durumunda duraksama riski taşıyor. AA Finans’ın enflasyon beklentileri verisi, yıllık enflasyonda yavaşlama olsa da fiyatların hala yüksek seyrettiğini ve yıl sonu beklentisinin yüzde 29,66 ile üç basamaklı kalacağını gösteriyor. Bu nedenle piyasa, TCMB’nin indirimi sırasında veri bağımlı bir yaklaşım izleyeceğini fiyatlıyor.

Türkiye ve BIST Etkisi

TCMB’nin faiz indirimi süreci, Borsa İstanbul’daki hisse senedi piyasası için genel olarak olumlu bir zemin oluşturuyor. Düşük faiz ortamının kredi maliyetlerini düşürmesi ve şirketlerin finansman giderlerini azaltması bekleniyor. Ancak piyasa fiyatlamasının henüz tüm indirimleri içermemesi, indirimin gerçekleştiğinde bile sınırlı bir tepkiye yol açabileceği anlamına geliyor. Yatırımcılar, gelecek yılki döngünün ne ölçüde devam edeceğine odaklanıyor. HSBC’nin belirttiği gibi, yatırımcıların tüm döngü boyunca yaklaşık 300 baz puanlık indirim fiyatlaması, piyasanın daha büyük çaplı bir gevşemeye hazır olduğunu gösteriyor. Bu durum, özellikle faize duyarlı sektörlerin hisse senetlerinde alım fırsatları yaratabilir.

Enflasyon beklentileri ise TL varlıklarının reel getirisi açısından kritik önem taşıyor. Yıllık enflasyonda yüzde 30,16’ya gerileme beklenmesi, reel faiz pozitifliğinin devam edeceğini işaret ediyor. Bu durum, tahvil piyasasında getiri beklentilerini şekillendirirken, döviz kurlarında da istikrar arayışını artırıyor. Çin’in ekonomik destek adımları, küresel talep tarafına olumlu yansıyarak Türkiye’nin ihracat dinamiklerini dolaylı olarak etkileyebilir. Ancak ABD’de Fed’in sıkı politikası ve avronun zayıflaması, doların güçlenmesine neden olabilir. Bu durumda TCMB’nin faiz indirimi süreci, kur baskısını dengelemek için daha dikkatli bir tempo izlemeye zorlanabilir. BIST 100 endeksinde, şirketlerin kâr marjlarındaki iyileşme ve düşük faiz ortamının yaratacağı talep artışı, hisse senedi fiyatlamalarında belirleyici faktörler olmaya devam edecek.

Riskler ve Karşı Senaryo

Ana tezdeki en büyük risk, TCMB’nin faiz indirimi sürecinin enflasyon verilerindeki yavaşlama hızıyla uyumsuzluğu durumunda duraksamasıdır. AA Finans’ın enflasyon beklentileri yıllık enflasyonda düşüş öngörse de, fiyatların hala yüksek seyretmesi ve yıl sonu beklentisinin yüzde 29,66 ile üç basamaklı kalması, merkez bankasının temkinli davranmasını gerektiriyor. Eğer enflasyon verileri beklenenden daha yavaş düşerse veya ikinci el maliyetler artarsa, TCMB indirimi durdurabilir veya temposunu önemli ölçüde azaltabilir. Bu durumda piyasa fiyatlaması, özellikle gelecek yıl için yapılan 300 baz puanlık indirim beklentisi nedeniyle sert bir düzeltmeye uğrayabilir.

Küresel riskler açısından ise ABD’de Fed’in beklenenden daha uzun süre sıkı politikasını sürdürmesi ve doların güçlenmesi, gelişmekte olan piyasalardan sermaye çıkışlarına yol açabilir. Avro/dolar paritesindeki düşüş ve Avrupa’daki enerji fiyatlarındaki artışlar, küresel büyüme endişelerini artırarak risk iştahını kısıtlıyor. Çin’in PSL faiz indirimi gibi olumlu gelişmeler bu baskıyı tamamen telafi etmeyebilir. Ayrıca jeopolitik gerilimlerin enerji arzını etkilemesi, enflasyonist baskıları yeniden tetikleyerek TCMB’nin politika alanını daraltabilir. Bu senaryoda kurda volatilite artarken, BIST’te dış finansman kaynaklı baskılar hisse senedi piyasasını negatif yönde etkileyebilir.

Finansyum Sonucu

Piyasalar şu anda TCMB’nin faiz indirimi sürecinin temposu ve küresel likiditenin yönü arasında bir denge arayışında. HSBC’nin analizi, piyasanın yıl sonu için 150 baz puanlık gevşeme fiyatladığını gösteriyor; bu beklenti ile yaygın olan 200 baz puanlık indirim tahmini arasındaki fark, indirimin geleceğine dair bir konsensüs olduğunu ancak tempodaki belirsizliği de ortaya koyuyor. Yatırımcıların tüm döngü boyunca yaklaşık 300 baz puanlık indirim fiyatlaması, piyasanın daha büyük çaplı bir gevşemeye hazır olduğunu gösteriyor. Ancak AA Finans’ın enflasyon beklentileri verisi, yıllık enflasyonda düşüş olsa da fiyatların hala yüksek seyrettiğini ve yıl sonu beklentisinin yüzde 29,66 ile üç basamaklı kalacağını işaret ediyor. Bu durum, TCMB’nin indirimi sırasında veri bağımlı bir yaklaşım izleyeceğini gösteriyor.

Küresel ölçekte Çin’in PSL faiz indirimi olumlu bir likidite sinyali olarak görülürken, ABD’de Fed’in şahin duruşu ve avronun zayıflaması doların güçlenmesine neden oluyor. Bu durum, Türkiye için kur dinamiklerinde volatilite riski taşıyor. TCMB’nin faiz indirimi süreci, enflasyon verilerindeki yavaşlama hızıyla uyumsuzluğu durumunda duraksama riski taşıyor. Eğer enflasyon beklentileri düşmezse veya jeopolitik gerilimler enerji fiyatlarını artırırsa, merkez bankası temkinli davranabilir. Bu durumda piyasa fiyatlaması sert düzeltmeye uğrayabilir. Borsa İstanbul’daki hisse senedi piyasası için düşük faiz ortamının kredi maliyetlerini düşürmesi olumlu bir gelişme olsa da, dış finansman kaynaklı baskılar ve kur volatilitesi dikkatle izlenmeli. Yatırımcıların, TCMB’nin gelecek yılki döngüye dair sinyallerini ve küresel likidite akışlarını yakından takip etmeleri gerekiyor.

Finansyum Araştırma & Veri Ekibi

Yorum yapın