Hisse, fon veya piyasa aracı ara

Finansyum’da BIST hisseleri, TEFAS fonları ve analiz içeriklerine hızlıca ulaşın.

Jeopolitik gerilim

Jeopolitik gerilim, Çin’deki yavaşlama ve faiz belirsizliği seçici risk iştahını öne çıkarıyor

Jeopolitik gerilim

Jeopolitik gerilim açısından bu haber; BIST, kur, faiz, emtia ve küresel risk iştahı üzerindeki olası etkisiyle izlenmelidir.

Ne Oldu?

Saatlik haber akışı, tek yönlü bir satış ya da rahatlama hikâyesinden çok, küresel fiyatlamanın üç ayrı kanalda sıkıştığını gösteriyor: Orta Doğu kaynaklı jeopolitik risk, büyüme görünümündeki zayıflama ve merkez bankalarının faiz patikasına ilişkin belirsizlik. ABD’de perakende satışların temmuzda gerilemesi, istihdam ve enflasyon verilerinin de beklentileri karşılamaması, yatırımcıların Fed’den faiz artırımı beklentisini azaltmasına yol açtı. Bu gelişme doların euro karşısında zayıflamasını beraberinde getirirken, tahvil getirilerinin yüksek kalmaya devam etmesi para politikasında gevşeme beklentisinin henüz kesinleşmediğini ortaya koyuyor.

Faiz beklentilerindeki aşağı yönlü düzeltme, güvenli liman talebiyle aynı anda çalışıyor. Orta Doğu’daki belirsizlik, ABD Başkanı Donald Trump’ın savaşla ilgili sert açıklamaları ve İranlı bir yetkilinin diplomasi başarısız olursa tırmanma uyarısı Wall Street’te genel endeksleri baskıladı. Petrol fiyatları bu haber akışıyla yükselirken, teknoloji ve özellikle çip hisselerinde yapay zekâ harcamalarına duyulan güven sayesinde belirgin bir ayrışma görüldü. Micron ve Intel’in yükselişi, geniş piyasa zayıflarken sermayenin tamamen riskten çıkmadığını; daha çok büyüme hikâyesi ve sektör görünürlüğü güçlü alanlara yöneldiğini gösteriyor.

Jeopolitik tabloda ise birbirini dengeleyen sinyaller var. Gazze’de barış süreci için ilerleme sağlandığına ilişkin haber, bölgesel tansiyonun düşebileceği umudunu yaratırken ABD’nin İran üzerindeki ekonomik baskıyı artırma ihtimali ve İran savaşına ilişkin plan haberleri belirsizliği canlı tutuyor. Türkiye bakımından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İran’a yönelik planda Kürt güçlerin kullanılmasına karşı çıktığı yönündeki haber, doğrudan ekonomik veri sunmuyor; ancak Irak, İran ve bölgesel güvenlik hattının Türkiye varlıkları üzerindeki hassasiyetini artırıyor.

Çin cephesinde temmuz sanayi üretimi ve perakende satış verileri, dünyanın ikinci büyük ekonomisindeki yavaşlamanın sürdüğüne işaret etti. Sanayi üretimindeki büyümenin hazirandaki seviyeden gerilemesi, perakende satışların da yavaşlaması, küresel sanayi, emtia ve ticaret döngüsü için aşağı yönlü bir sinyal oluşturuyor. Kanada dolarının enflasyonun beklentileri aşmasıyla güçlenmesi ise gelişmiş ekonomilerde büyüme zayıflarken enflasyon baskısının tamamen ortadan kalkmadığını hatırlatan karşıt bir örnek.

Piyasa Ne Fiyatlıyor?

Ana fiyatlama, “daha düşük faiz ihtimali” ile “daha yüksek jeopolitik ve tahvil primi” arasındaki gerilim üzerinden şekilleniyor. ABD verilerinin yumuşaması dolar üzerinde baskı yaratıyor ve faiz artışı beklentilerini aşağı çekiyor. Böyle bir ortam, değerli metalleri destekleyebilir. Altının onsu uluslararası piyasalarda 4 bin 418 dolarda işlem görürken, gümüşte de yumuşayan tüketim verilerinin faiz artışı riskini azaltması destekleyici bir unsur olarak öne çıkıyor. Gümüşün sanayi talebine bağlı olması ise Çin’deki yavaşlama ve güneş paneli üreticilerinin metal kullanımını azaltan teknolojilere yönelmesi nedeniyle bu olumlu tabloyu sınırlıyor.

Tahvil getirilerinin yüksek kalması, faiz indirimi beklentisinin varlık fiyatlarına sınırsız bir destek vermesini engelliyor. Yüksek getiriler, özellikle uzun vadeli büyüme şirketlerinin değerlemeleri üzerinde baskı kurabilirken yapay zekâ temalı çip hisseleri bu baskıyı sektör talebine ilişkin iyimserlikle dengeliyor. Alphabet’e önde gelen yatırımcıların aynı dönemde alım yapması da teknoloji içindeki seçici iştahı destekleyen bir unsur. Fakat Alphabet’in nakit akışı ve borçluluğuna ilişkin soru işaretleri, bu alımların bütün teknoloji evrenine yayılan risksiz bir güven göstergesi olarak okunamayacağını gösteriyor.

Borsa İstanbul’daki kapanış bu karmaşık küresel resmin yerel karşılığını verdi. BIST 100, 14.132,06 puandan kapanarak yüzde 0,28 geriledi; endekste 38 hisse yükselirken 60 hisse düştü. Bankacılık ve holding hisselerindeki kayıplar, yüksek tahvil getirileri ve bölgesel belirsizliğin riskli varlıklar üzerindeki etkisini yansıttı. Sanayi endeksinin yükselmesi ise satışın piyasanın tümüne aynı şiddette yayılmadığını ortaya koydu.

Türkiye ve BIST Etkisi

Türkiye’ye aktarımın ilk kanalı jeopolitik risk ve enerji fiyatları. Orta Doğu haber akışı petrol fiyatlarını yukarı iterken, enerji ithalatçısı ekonomi açısından maliyet ve dış denge hassasiyetini artırabilir. Bu etkinin BIST’te enerji, ulaştırma, sanayi ve banka hisseleri arasında farklılaşma yaratması beklenebilir; ancak haber havuzu şirket bazında kesin yön vermeye yeterli değil. Tüpraş, Türk Hava Yolları, ASELSAN, Astor Enerji ve Ereğli Demir Çelik’in en çok işlem gören hisseler arasında yer alması, yatırımcı ilgisinin enerji, savunma, ulaştırma ve sanayi ekseninde yoğunlaştığını gösteriyor; işlem yoğunluğu tek başına olumlu performans anlamına gelmiyor.

Doların küresel olarak zayıflaması, dış finansman ve ithalat maliyetleri bakımından Türkiye için teorik olarak daha elverişli bir kanal açabilir. Bununla birlikte bölgesel riskin Türkiye’ye özgü risk primini artırması, küresel dolar hareketinin kur üzerindeki etkisini sınırlayabilir. TCMB’nin açıkladığı efektif dolar kuru alışta 47,7774, satışta 47,9688 lira seviyesindeydi. Mevcut veri, kurun bundan sonraki yönünü kesinleştirmiyor; yalnızca küresel faiz ve jeopolitik kanalların aynı anda izlenmesi gerektiğini gösteriyor.

Çin’deki yavaşlama Türkiye’de ihracatçı sanayi, metal ve emtia bağlantılı şirketler için talep ve fiyatlama riski yaratabilir. Buna karşılık YEO Teknoloji’nin ilk yarıda satış, kârlılık ve nakit üretiminde güçlü artış bildirmesi, BIST içinde makro baskıdan bağımsız şirket hikâyelerinin sürebildiğini gösteriyor. Universal Music Group’un hisse geri alımı ve Willdan’ın satın alma sonrasında değer kaybetmesi de şirket işlemlerinin piyasa genelindeki yönü otomatik olarak belirlemediğini hatırlatıyor.

Riskler ve Karşı Senaryo

Ana tezi değiştirecek gelişme, Orta Doğu’da diplomatik sürecin kalıcı biçimde ilerlemesi ve İran çevresindeki gerilimin somut şekilde azalması olur. Gazze’deki barış sürecine ilişkin haber bu ihtimalin ilk işareti niteliğinde; ancak İran’a yönelik ekonomik baskının artması ve savaş söyleminin sertleşmesi karşı yönde çalışıyor. Gerilimin tırmanması petrolü daha da yukarı taşıyabilir, hisse senetlerinde satış baskısını artırabilir ve Türkiye’nin enerji maliyeti ile bölgesel risk primini aynı anda yükseltebilir.

İkinci risk, ABD verilerindeki zayıflamanın faiz indirimi beklentisi yerine resesyon kaygısını güçlendirmesi. Böyle bir senaryoda doların zayıflaması altın için destekleyici kalsa bile hisse senetleri, emtia talebi ve gelişen ülke varlıkları üzerindeki baskı artabilir. Çin yönetiminin vergi ve kamu harcamalarıyla iç talebi destekleyecek güçlü adımlar atması ise küresel büyüme endişesini hafifletecek karşı senaryo yaratır. Kanada’daki enflasyon sinyali de gelişmiş ekonomilerde faizlerin beklenenden uzun süre yüksek kalabileceğini gösteren bir uyarı olarak izlenmeli.

Finansyum Sonucu

Bu saatlik resimde belirleyici olan, risk iştahının kaybolmasından çok seçici hale gelmesi. Altın ve petrol jeopolitik başlıklardan destek bulurken, çip ve yapay zekâ hisseleri kendi büyüme anlatılarıyla ayrışıyor; BIST ise bölgesel risk, yüksek küresel tahvil getirileri ve Çin kaynaklı talep endişesini aynı anda taşıyor. Küresel dolar zayıflığı Türkiye için tek başına rahatlatıcı bir sonuç üretmiyor. BIST’te makro baskıyı kırabilecek unsur, jeopolitik tansiyonun düşmesiyle birlikte şirket kârlılıklarının ve iç talep göstergelerinin dirençli kaldığını gösteren yeni kanıtlar olacaktır.

İlgili Finansyum kategorisi: Ekonomi ve Finans Haberleri

Dış veri takibi: küresel piyasa verileri

Finansyum Araştırma & Veri Ekibi

Yorum yapın