Hisse, fon veya piyasa aracı ara

Finansyum’da BIST hisseleri, TEFAS fonları ve analiz içeriklerine hızlıca ulaşın.

Doların

Doların Yükselişi ve İmalatta Sıkışma Arasındaki Gerilim – 01.10.2026

Hazırlayan: Yayımlandı: 1 Ekim 2026 14:06 Güncellendi: 1 Ekim 2026 14:29

Ne Oldu?

Doların Finansyum

Küresel piyasalarda dolar, ABD tahvil getirilerindeki hızlı yükselişin ve Fed’in sıkı para politikası duruşunun etkisiyle güç kazanırken, euro ise enerji maliyetleri ve siyasi riskler nedeniyle 17 ayın dibine geriledi. Bu ikili hareket, küresel likidite algısında bir sıkışmaya işaret ederken, Türkiye tarafında İSO imalat PMI verisinin 47,9 seviyesinde kalmasıyla yerel talep koşullarındaki yavaşlamanın sürdüğü teyit edildi. Doların güçlenmesi ve euronun zayıflaması aynı anda gerçekleştiğinde, kur dinamikleri tek yönlü bir baskıdan ziyade daha karmaşık bir yapı sergiliyor; ancak dolar tarafındaki yukarı yönlü momentum, Türkiye’deki döviz kurlarında da belirleyici olmaya devam ediyor.

Doların

Avrupa Merkez Bankası‘nın faiz artırımı beklentilerine rağmen eurodaki değer kaybı, bölgedeki ekonomik büyüme endişelerinin para politikası kararlarından daha baskın olduğunu gösteriyor. Bu durum, küresel risk iştahını zayıflatan bir faktör olarak işlev görürken, ABD tarafındaki tahvil satışları yatırımcıları güvenli liman arayışına itiyor. Diğer yandan, Nuveen ve Schroders’in birleşmesiyle oluşan 2,6 trilyon dolarlık dev yatırım grubu gibi kurumsal gelişmeler, uzun vadeli sermaye akışlarında yapısal değişikliklerin devam ettiğini hatırlatıyor; ancak bu tür likidite odaklı olaylar, günlük kur hareketleri üzerindeki etkisinden çok piyasa derinliği açısından önem taşıyor.

Piyasa Ne Fiyatlıyor?

Piyasalar şu anda “daha uzun süre için daha sıkı” senaryosunu fiyatlıyor. Fed’in sert duruşu ve tahvil piyasasındaki satış baskısı, dolar endeksinde aylık bazda güçlü bir performans sergilenmesine neden olurken, bu durum gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde dolaylı da olsa baskı unsuru oluşturuyor. Euro’nun 1,13 seviyesinin altına inmesi ve eylül ayında yüzde 2,5’e yakın değer kaybetmesi, küresel döviz piyasalarında doların mutlak üstünlüğünü teyit ediyor. Yatırımcılar, Avrupa’daki siyasi riskler ve enerji maliyetleri nedeniyle ECB’nin faiz artırımı gibi müdahalelerinin bile euronun düşüşünü durdurmakta yetersiz kaldığını görüyor; bu da küresel likiditenin ABD varlıklarına doğru yoğunlaştığı algısını güçlendiriyor.

Türkiye’de ise imalat sektöründeki ılımlı yavaşlamanın sürmesi, iç talebin zayıflığını ve dış talep koşullarındaki belirsizliği gözler önüne seriyor. Orta Doğu’daki gerilimlerin yarattığı risk priminin de etkisiyle yeni siparişlerdeki azalış, üreticilerin gelecek aylara yönelik temkinli tutumunu pekiştiriyor. Piyasalar, yerel ekonomik verilerdeki bu zayıflık ile küresel doların gücü arasında bir gerilim yaşıyor; yani hem iç talebin soğuması hem de dış finansal koşulların sıkışması aynı anda baskı oluşturuyor. Bu ortamda kur tahminleri, sadece Türkiye’nin temel ekonomik göstergelerine değil, küresel dolar endeksindeki hareketlere daha hassas bir şekilde tepki veriyor.

Türkiye ve BIST Etkisi

Türkiye piyasalarında euro/TL kuru, küresel euronun dolar karşısındaki zayıflamasından bağımsız olarak işlem görüyor; bu durum, yerel kurun belirleyicisinin daha çok ABD doları olduğunu gösteriyor. Doların güçlenmesi, Türkiye’deki enflasyonist beklentileri ve cari işlemler açığı dinamiklerini yeniden gündeme getirirken, imalat sektöründeki PMI verisindeki düşüş ihracat odaklı şirketlerin kar marjları üzerinde baskı yaratabilecek bir ortam hazırlıyor. İmalatta 2,5 yıllık bozulma eğiliminin devam etmesi, BIST‘te sanayi hisselerinin performansını sınırlayan temel faktörlerden biri olarak kalıyor; yatırımcılar, iç talebin toparlanana kadar bu sektörde temkinli olmayı tercih ediyor.

Enerji maliyetlerindeki artış ve küresel ticaretteki yavaşlama, Türkiye’nin dış ticaret dengesi üzerinde de baskı unsuru oluşturuyor. Doların yükselişi ithalat maliyetlerini artırırken, euronun zayıflaması Avrupa’ya yapılan ihracatta fiyat rekabetini kolaylaştırıyor; ancak bu avantaj, toplam talep koşullarındaki yavaşlama nedeniyle tam olarak hissedilemiyor. BIST‘te yabancı akışları, küresel risk iştahına ve dolar endeksindeki seyire paralel hareket ediyor; yani ABD tahvil getirilerindeki yükseliş, gelişmekte olan ülke varlıklarından likidite çekilmesine neden olabiliyor. Bu nedenle Türkiye piyasalarındaki volatilite, yerel verilerin ötesinde küresel para politikası beklentileriyle doğrudan ilişkilendirilmeli.

Riskler ve Karşı Senaryo

Ana senaryoda doların güçlü seyri devam ederken, Türkiye’deki imalat sektöründeki yavaşlamanın ılımlı bir şekilde sürmesi bekleniyor. Ancak karşı senaryo olarak, ABD tahvil piyasasındaki satış baskısının aşırılaşması ve küresel risk iştahının ani bir düşüş yaşaması durumunda, gelişmekte olan ülke para birimlerinde daha sert değer kayıpları görülebilir. Bu durumda Türkiye’deki kur hareketleri, yerel ekonomik temellerden ziyade küresel likidite krizi algısıyla şekillenebilir. Ayrıca Avrupa’daki siyasi risklerin artması veya enerji fiyatlarında beklenmedik artışlar olması durumunda, ECB’nin faiz politikasında daha agresif adımlar atması gerekebilir; bu da euronun düşüşünü hızlandırarak dolaylı yoldan doları destekleyebilir.

Diğer bir risk faktörü olarak, Orta Doğu’daki gerilimlerin tırmanması ve küresel ticaret rotalarında aksaklıklar yaşanması durumunda, Türkiye’nin dış finansmana erişimi daha maliyetli hale gelebilir. Bu senaryoda yerel enflasyon beklentileri hızlanabilir ve Merkez Bankası’nın politika faizi kararları üzerinde baskı oluşabilir. Ayrıca Nuveen-Schroders birleşmesi gibi büyük kurumsal yapıların etkisi uzun vadede sermaye akışlarını değiştirse de, kısa vadeli volatiliteyi yönetmede yetersiz kalabilir; bu nedenle yatırımcılar küresel likidite koşullarındaki ani değişimlere karşı dikkatli olmalı.

Finansyum Sonucu

Küresel piyasalarda doların güçlenmesi ve euronun zayıflaması aynı anda yaşanırken, Türkiye’de imalat sektöründeki yavaşlamanın sürmesi, piyasa dinamiklerinde bir ikilem yaratıyor. Dolar tarafındaki yukarı yönlü baskı, kur tahminlerini yukarı iterken; yerel ekonomik verilerdeki zayıflık, iç talebin toparlanma sürecini uzatıyor. Bu ortamda yatırımcılar, küresel likidite koşullarına ve ABD para politikası beklentilerine odaklanmalı; yerel verilerin uzun vadeli yapısal değişimleri yansıttığını unutmamalı. Kısa vadede kur hareketleri daha çok dolar endeksindeki seyire bağlı olacakken, orta vadede imalat sektöründeki toparlanma sinyalleri takip edilmeli.

Finansyum Araştırma & Veri Ekibi

Yorum yapın