Haftalık Piyasa Analizi
Geçen hafta küresel piyasalarda hakim olan temel tez, ABD’deki enflasyon verilerindeki yumuşama ile Fed’in faiz artırımı ihtimaline dair beklentilerin gerilemesi arasında gidip gelen bir denge arayışıydı. Piyasalar, tüketici güveninin düşüşü ve perakende satışlardaki sürpriz düşüş gibi zayıf talep sinyalleriyle karşılaştı. Bu veriler, Federal Rezerv’in (Fed) gelecek toplantıda faiz artırımı yapma ihtimalini azaltarak tahvil getirilerinin gerilemesine ve doların değer kaybetmesine neden oldu. Ancak bu olumlu makro manzara, jeopolitik risklerin yarattığı baskı tarafından kısmen gölgelendi. Orta Doğu’daki tansiyonun yükselmesi ve İran ile müzakere süreçlerindeki donukluk, petrol fiyatlarını yukarı iterek enerji maliyetlerini artırdı. Bu durum, küresel büyüme endişelerini yeniden gündeme getirdi ve risk iştahını sınırladı.
Avro Bölgesi’nde ise enflasyonun Haziran ayında yıllık yüzde 2,8’e gerilemesi, Avrupa Merkez Bankası (ECB) için politika yol haritasında önemli bir veri noktası oluşturdu. Enflasyondaki bu düşüş, bölgedeki talep zayıflığının devam ettiğini gösterirken, aynı zamanda ECB’nin gelecekteki faiz indirimleri konusunda daha fazla alan açtığı algısını güçlendirdi. ABD tarafında ise yapay zeka (AI) yatırımlarındaki hızlanma ve Microsoft gibi teknoloji devlerinin güçlü kârlılık verileri, S&P 500 ve Nasdaq’ta rekor seviyelere yakın seyirlerin korunmasında etkili oldu. Ancak Fed yetkililerinden gelen bazı faiz artırımı çağrıları (örneğin Logan’ın açıklamaları), piyasa konsensüsündeki “faiz artışı yok” görüşünü tamamen ortadan kaldırmadı ve volatiliteyi destekledi.
BIST ve Sektörler
Türkiye’de bankacılık sektörü, kredi hacmindeki genişleme ve takipteki alacaklardaki artışın yarattığı karmaşık tablo içinde hareket etti. TBB Risk Merkezi verilerine göre haziranda nakdi krediler yüzde 37 artarak 28 trilyon 136 milyar liraya yükseldi. Bu kredi büyümesi, bankaların aktif kalitesini ve karlılık beklentilerini doğrudan etkileyen bir faktördür. Takipteki alacakların toplam kredilere oranındaki 0,7 puanlık artış (%3,3 seviyesine ulaşması), sektördeki risk algısını yeniden formüle etmeye zorluyor. Bu bağlamda bankacılık hisseleri için iki yönlü bir dinamik söz konusu: Kredi hacmindeki büyüme gelir kalemini desteklerken, artan kredi maliyetleri ve temerrüt riski marjları üzerinde baskı oluşturuyor.
Gayrimenkul ve otomotiv sektörleri ise hem küresel faiz beklentilerinden hem de yerel likidite koşullarından etkileniyor. Küresel tahvil getirilerindeki düşüş, uzun vadeli borçlanma maliyetlerini baskılayarak gayrimenkul projelerinin finansmanını kolaylaştırabilirken, yüksek enflasyon ortamındaki tüketici güveni kaybı talebi zayıflatıyor. Otomotiv sektöründe ise T-Mobile benzeri küresel trendler ve artan yarı iletken/memori fiyatları, cihaz maliyetlerini yukarı iterek tüketicinin satın alma gücünü kısıtlama riski taşıyor. Türkiye’de ithalatçı firmalar için döviz kuru volatilitesi ve enerji maliyetleri (petrolün yükselişi) üretim maliyetlerini doğrudan etkileyen unsurlar olarak öne çıkıyor.
Teknoloji ve altyapı odaklı şirketler ise veri merkezi yatırımlarıyla desteklenen bir talep döngüsünde yer alıyor. Bernstein ve Lattice Semiconductor gibi küresel oyuncuların açıkladığı veri merkezi atağı, elektrik ekipmanı ve teknoloji hisseleri için yapısal bir büyüme hikayesi sunuyor. Türkiye’deki sanayi üreticileri için bu durum, ihracat odaklı şirketlerin rekabet gücünü artıran bir fırsat olabileceği gibi, ithal edilen hammaddeye bağımlı firmalar için maliyet enflasyonu riski taşıyor.
Küresel Piyasalar
S&P 500 ve Nasdaq endeksleri, teknoloji ağırlıklı bileşenlerinin güçlü performansıyla yukarı yönlü bir seyir izledi. Microsoft’un beklenenin üzerinde çeyrek sonuçları ve Copilot abonelik sayılarının 30 milyonu aşması, yapay zeka yatırım döngüsünün kârlılığa dönüşmeye başladığına dair inancı pekiştirdi. Ancak Bloomberg’in belirttiği gibi, bu büyümenin büyük kısmı OpenAI’ye bağlı olması, sektör içinde konsantrasyon riskine dikkat çekiyor. Bu durum, teknoloji hisselerinin volatilitesini artırabilir ve yatırımcıları sektördeki farklılaşmaya yönlendiriyor.
Dow Jones ve diğer endeksler ise petrol fiyatlarındaki yükselişin yarattığı maliyet baskısı nedeniyle sınırlı kaldı. Petrolün Brent’te 88,52 dolar, WTI’da 82,40 dolar seviyelerine çıkması, lojistik ve havacılık gibi enerji yoğunluğu yüksek sektörlerin kârlılığını tehdit ediyor. ABD Hazine tahvillerinde faiz getirisinin düşmesi, güvenli liman talebini artırırken dolar endeksinin zayıflamasına neden oldu. Doların gerilemesi, gelişmekte olan piyasalara ve emtia fiyatlarına (altın hariç) pozitif bir destek sağlarken, aynı zamanda küresel ticaret dengelerinde döviz kuru avantajı arayan firmaların rekabet gücünü artırdı.
Avro Bölgesi’nde Euro Stoxx 50 ve DAX endeksleri, enflasyondaki düşüşün yarattığı umutla sınırlı bir toparlanma gösterdi. ECB’nin gelecekteki politika adımlarına dair belirsizlikler devam ederken, Almanya gibi büyük ekonomilerdeki sanayi üretimi verileri endekslerin yönünü belirlemede kritik rol oynuyor. FTSE 100 ise enerji ve maden sektörlerindeki güçlü performansla diğer Avrupa endekslerinden farklı bir seyir izleyebilir; ancak küresel büyüme yavaşlaması riski, bu pozitif etkileri kısmen nötralize ediyor.
Makro ve Jeopolitik Gelişmeler
Makroekonomik manzarada en belirleyici faktör ABD’deki enflasyon verilerindeki yumuşama ve Fed’in politika duruşuna olan etkisiydi. Tüketici güveninin düşüşü ve perakende satışlardaki zayıflık, ekonominin soğuduğu sinyallerini verdi. Bu durum, Fed’in agresif bir faiz artırımı yapma ihtimalini azaltarak piyasalarda “daha yumuşak iniş” (soft landing) beklentilerini güçlendirdi. Ancak Fed yetkililerinden gelen bazı sert söylemler, enflasyonun hala hedefin üzerinde seyrettiği ve kalıcı hale gelmediği uyarısını yaparak piyasa optimizmini dengede tuttu.
Jeopolitik riskler ise küresel ticaret rotalarını ve emtia fiyatlamasını doğrudan etkiledi. Orta Doğu’daki gerilimlerin tırmanması, Hürmüz Boğazı’ndaki trafik aksaklıkları ve petrol tankerlerine yönelik saldırılar arz güvenliği endişelerini artırdı. ABD’nin İran’a karşı ekonomik baskıyı artırma tehdidi, petrol fiyatlarının haftalık bazda yüzde 6 civarında yükselmesine neden oldu. Bu durum, sadece enerji sektörünü değil; petrokimya, havacılık ve lojistik gibi tüm tedarik zincirini etkileyen bir maliyet şoku yarattı.
Türkiye açısından bu jeopolitik gelişmelerin sanayi maliyetleri üzerinden somut bir aktarım kanalı mevcut. İthal edilen ham petrolün rafine edilerek yakıt ve hammadde olarak kullanılması, yerel enflasyon baskısını artırıyor. Özellikle ihracatçı firmalar için döviz kuru volatilitesi ve enerji maliyetlerindeki artış, üretici marjlarını sıkıştırma riski taşıyor. Ancak doların küresel bazda zayıflaması, Türk lirasının reel değeri açısından bazı sektörler için geçici bir rahatlama sağlayabilir; ancak bu etki, petrol fiyatlarındaki yükselişin yarattığı cari açık endişeleriyle dengeleniyor.
Yeni Haftanın Gündemi
Yeni haftada Türkiye ekonomisi için kritik veri akışı devam edecek. 20 Ağustos’ta açıklanacak Merkezi Yönetim Bütçesi Program Tanımlı Faiz Dışı Dengesi ve bütçe finansmanı istatistikleri, kamu maliyesinin sürdürülebilirliğine dair önemli ipuçları verecek. Özellikle faiz dışı dengenin beklentilerle uyumu, döviz kuru ve tahvil piyasalarında volatiliteyi etkileyebilir. Aynı gün açıklanacak Uluslararası Yatırım Pozisyonu verileri, Türkiye’nin net borçlanma pozisyonunu ve yabancı sermaye akışlarını değerlendirmek açısından hayati önem taşıyor.
21 Ağustos’ta ise İktisadi Yönelim İstatistikleri ve Reel Kesim Güven Endeksi ile Tüketici Güven Endeksi açıklanacak. Bu veriler, yerel talebin yönünü belirlemede anahtar rol oynayacak. Özellikle tüketici güvenindeki eğilim, perakende satışlar ve otomotiv gibi sektörlerin kısa vadeli performansını şekillendirecek. İşgücü Girdi Endeksleri de emek maliyetlerindeki değişimi göstererek enflasyonist baskıların kaynağı hakkında bilgi verecektir.
Küresel çapta ise Fed’in Temmuz toplantısı tutanakları ve ABD’deki bölgesel üretim verileri izlenecek. Bu veriler, Fed’in faiz politikasına dair net bir sinyal vermeyebilir ancak piyasa beklentilerini yeniden fiyatlamaya neden olabilir. Ayrıca Orta Doğu’daki gelişmelerin petrol arzına etkisi devam ettiği sürece enerji fiyatlarındaki dalgalanma, küresen enflasyon beklentileri üzerinde baskı unsuru olarak kalmaya devam edecektir.
Riskler ve Fırsatlar
Riskler açısından öne çıkan başlıklar şunlardır:
1. Enflasyonun Yapışkanlığı: ABD’deki tüketici güveni düşüşüne rağmen, hizmet enflasyonu ve ücret artışları hala yüksek seyrediyor. Bu durum, Fed’in erken faiz indirimine gitmesini engelleyerek piyasalarda sert düzeltmelere yol açabilir.
2. Jeopolitik Şoklar: Orta Doğu’daki gerilimlerin Hürmüz Boğazı’nı kapatma veya ciddi şekilde aksama ihtimali, petrol fiyatlarını ani ve şiddetli bir şekilde yukarı itebilir. Bu durum, küresel büyüme risklerini artırarak risk varlıklarından kaçışı tetikleyebilir.
3. Kredi Kalitesi: Türkiye’de takipteki alacaklardaki artış trendinin devam etmesi, bankaların karşılık ayırma yükünü artırarak kârlılığını baskılayabilir. Bu durum, bankacılık sektörünün değerlemesinde aşağı yönlü risk oluşturur.
Fırsatlar açısından ise:
1. Teknoloji ve Altyapı: Yapay zeka yatırımlarının kârlılığa dönüşmesiyle birlikte, teknoloji devleri ve ilgili tedarik zincirindeki şirketler yapısal bir büyüme potansiyeli sunuyor. Veri merkezi altyapısına yatırım yapan firmalar için bu dönem, uzun vadeli fırsatlar barındırıyor.
2. Dolar Zayıflığı: Küresel dolar endeksindeki düşüş eğilimi, gelişmekte olan piyasalara sermaye girişi sağlayabilir ve döviz cinsi borcu yüksek şirketlerin finansman maliyetlerini hafifletebilir.
3. Avro Bölgesi Enflasyon Düşüşü: Avro Bölgesi’nde enflasyondaki belirgin düşüş, ECB’nin politika gevşetmesine olanak tanıyarak bölge hisse senedi piyasalarında değerleme genişlemesine yol açabilir.
Finansyum Haftalık Görünümü
Hafta boyunca küresel piyasalarda “faiz beklentileri” ile “jeopolitik riskler” arasında bir gerilim devam edecek. ABD’deki yumuşak enflasyon verileri, Fed’in agresif faiz artırımı yapmayacağı yönündeki umutları canlı tutarken, Orta Doğu’daki tansiyonun yarattığı enerji maliyeti şoku bu pozitif etkileri kısmen nötralize ediyor. Bu bağlamda piyasalarda volatilite yüksek seyredmeye devam edecektir.
Türkiye için ise içsel makro veriler ve küresel risk iştahı arasındaki etkileşim kritik olacaktır. Doların zayıflaması geçici bir rahatlama sağlarken, petrol fiyatlarındaki artış cari denge endişelerini canlı tutuyor. Bankacılık sektöründe kredi büyümesi devam ederken, kalite endişeleri gölgeliyor. Yatırımcılar için odaklanılması gereken nokta, şirketlerin kârlılığını etkileyen maliyet şoklarını ne kadar içselleştirebildikleri ve döviz kuru volatilitesine karşı ne kadar dirençli olduklarıdır.
Yapay zeka yatırımlarının getirdiği yapısal değişim ise uzun vadeli bir fırsat alanı olarak öne çıkıyor. Ancak kısa vadede jeopolitik risklerin yönetimi ve enflasyon verilerindeki sürprizler, piyasa yönünü belirlemede daha etkili olacaktır. Finansyum analizi, bu dönemde dikkatli bir varlık dağılımının ve sektör seçiminin önemini vurgulamaktadır.
—
Finansyum Analiz Ekibi
Gelecek Haftanın Ekonomik Takvimi
| Saat | Ülke | Gösterge | Öncelik | Açıklanan | Beklenen | Önceki |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 21:00 | ABD | FOMC Toplantı Tutanakları |
| - | - | - |
| 09:00 | İngiltere | Enflasyon Oranı (Yıllık) |
| - | - | %2,6 |
| 15:30 | ABD | Yapı Ruhsatları (Öncü) |
| - | - | 1,374 |
| 09:00 | İngiltere | Perakende Satışlar (Aylık) |
| - | - |
|
| 03:30 | Avustralya | Westpac Tüketici Güveni Değişimi |
| - | - | %4,1 |
| 10:00 | Türkiye | İş Dünyası Güveni |
| - | - | 102,2 |
| 15:30 | Kanada | Enflasyon Oranı (Yıllık) |
| - | - | 2,8 |
| 11:30 | İngiltere | S&P Global İmalat PMI (Öncü) |
| - | - | - |
| 05:00 | Çin | Sanayi Üretimi (Yıllık) |
| - | - | %5,3 |
| 12:00 | Almanya | ZEW Ekonomik Beklenti Endeksi |
| - | - | 26,3 |
| 02:50 | Japonya | Dış Ticaret Dengesi |
| - | - | -406,9 |
| 15:30 | ABD | Konut Başlangıçları |
| - | - | 1,427 |
| 09:00 | İngiltere | İşsizlik Oranı |
| - | - | %4,9 |
| 05:00 | Çin | Perakende Satışlar (Yıllık) |
| - | - | %1 |
| 02:50 | Japonya | GSYH Büyüme Oranı (Çeyreklik) (Öncü) |
| - | - | %0,5 |
| 10:00 | Türkiye | Tüketici Güveni |
| - | - | 89,8 |
| 02:30 | Japonya | Enflasyon Oranı (Yıllık) |
| - | - | 1,7 |
| 10:30 | Almanya | S&P Global İmalat PMI (Öncü) |
| - | - | - |
| 11:30 | İngiltere | S&P Global Hizmetler PMI (Öncü) |
| - | - | - |
| 17:00 | ABD | Bekleyen Konut Satışları (Yıllık) |
| - | - | -0,3 |
| 15:30 | Kanada | Çekirdek Enflasyon Oranı (Yıllık) |
| - | - | 2,1 |
| 17:00 | ABD | NAHB Konut Piyasası Endeksi |
| - | - | 34 |
| 17:00 | ABD | Bekleyen Konut Satışları (Aylık) |
| - | - | -5,4 |
| 23:30 | ABD | API Ham Petrol Stok Değişimi |
| - | - | - |
| 16:15 | ABD | Sanayi Üretimi (Aylık) |
| - | - | 0,1 |
İlgili Finansyum kategorisi: Haftalık Analizler
Dış veri takibi: küresel piyasa verileri
