Küresel getiriler
Küresel getiriler açısından bu haber; BIST, kur, faiz, emtia ve küresel risk iştahı üzerindeki olası etkisiyle izlenmelidir.
Ne Oldu?
Küresel piyasalarda hakim olan temel dinamik, ABD tahvil piyasasındaki uzun vadeli satış baskısının yeniden güçlenmesi ve bunun yarattığı volatilite ile Türkiye’deki Kur Korumalı Mevduat (KKM) aracının fiilen sona ermesidir. ABD tarafında, Philadelphia Fed İmalat Endeksi’nin beklentilerin çok üzerinde gelmesi gibi güçlü bir imalat verisiyle birlikte, ulusal borcun 40 trilyon dolar barajını aşması gibi yapısal endişeler, uzun vadeli tahvil getirilerinin yükselişini desteklemektedir. Bu ortamda ABD Doları, Fed toplantı tutanakları ve bono piyasasındaki gerilim nedeniyle üç aylık düşük seviyelerde işlem görmektedir; bu durum paradoksal olarak hem doların zayıflığını hem de getiri talebinin arttığını aynı anda göstermektedir. Avrupa tarafında ise Almanya Üretici Fiyat Endeksi’nin (ÜFE) beklentilerin üzerinde, yıllık bazda yüzde 3 artış kaydetmesi, enflasyonist baskıların hala kontrol dışı olabileceği sinyalini vererek ECB politikalarını etkileyecek unsurlar arasında yer almaktadır.
Türkiye’de ise finansal sistemin yapısında köklü bir değişim yaşanmaktadır. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre KKM bakiyesi, iki hafta içinde 157 milyon liradan 4 milyon liraya kadar erimiştir. Bu hızlı çözülmeye paralel olarak bankaların toplam kredi hacmi büyümesi devam etmektedir. Yabancı yatırımcı davranışları da bu yapısal değişimle uyumlu hareket etmekte; geçen hafta hisse senedi alımı yaparken Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) satışına gitmiştir. Bu ikili tablo, hem yerel likidite tercihlerinin değiştiğini hem de küresel risk algısının Türkiye varlıklarında farklılaşmaya devam ettiğini ortaya koymaktadır.
Piyasa Ne Fiyatlıyor?
Piyasalar şu anda “yükselen getiri” ve “düşen dolar” arasındaki gerilimi fiyatlamaktadır. ABD tahvil getirilerindeki artış, özellikle uzun vadeli uçta yoğunlaşmış olup, bu durum küresel risk iştahını baskılayan bir faktördür. Ancak Dolar Endeksi’nin (DXY) 99.38 civarında tutunması ve üç aylık dip seviyelerine yakın seyretmesi, doların tek başına güçlü bir sığınak olmadığını göstermektedir. Yatırımcılar, Fed’in Eylül toplantısında faizleri sabit tutma ihtimalinin yüzde 65 iken sıkılaştırma beklentisinin yüzde 35 olduğu senaryosunu dengeliyor; bu da politika belirsizliğinin devam ettiğini işaret etmektedir.
Enerji ve emtia tarafında Rusya’nın soya ihracat vergisini Ağustos 2028’e kadar uzatması gibi arz kısıtları, gıda enflasyonu üzerinde kalıcı baskı unsuru olmaya devam ederken, petrol fiyatlarındaki yükseliş hisse senedi vadeli işlemlerinde düşüşe neden olmaktadır. Almanya’da ara malı fiyatlarının yüzde 5,4 artması gibi veriler, küresel tedarik zincirlerindeki maliyet enflasyonunun hala aktif olduğunu doğrulamaktadır. Bu bağlamda piyasalar, merkez bankalarının enflasyonla mücadelesinde “daha uzun süre yüksek faiz” (higher for longer) senaryosuna hazırlanırken, aynı zamanda ABD borç yükünün sürdürülebilirliği endişesiyle tahvil alımını azaltma eğilimindedir.
Türkiye ve BIST Etkisi
Türkiye piyasaları için en kritik gelişme KKM’nin neredeyse tamamen erimesidir. 157 milyon liradan 4 milyon liraya düşen bakiye, bu aracın artık likidite yönetimi veya reel sektörün finansmanı üzerinde belirleyici bir rol oynamadığını göstermektedir. Bu durumun bankacılık sistemi üzerindeki etkisi, kredi hacminin 27,7 trilyon TL seviyesine yaklaşmasıyla görülmektedir; yani KKM’den çıkan fonlar doğrudan reel ekonomiye ve tüketici kredilerine akışkanlık sağlamaktadır.
Yabancı yatırımcı profili de bu yapısal değişimi yansıtmaktadır. Yurt dışında yerleşik kişilerin hisse senedi stokunu 40 milyar 779,5 milyon dolardan 41 milyar 721,6 milyon dolara yükseltmesi, BIST’teki risk iştahının korunduğunu veya arttığını gösterir. Buna karşılık DİBS stoku 18 milyar 488,7 milyon dolardan 18 milyar 143 milyon dolara düşerken ÖST (Genel Yönetim Dışındaki Sektör İhraçları) stoğunun 4 milyar 74,4 milyon dolardan 4 milyar 503,7 milyon dolara yükseldiği görülmektedir. Bu veri seti, yabancı sermayenin devlet tahvili yerine şirket borçlanma araçlarına ve hisseye kayışını teyit etmektedir.
Küresel getiri artışının Türkiye’ye aktarım kanalı kur volatilitesi üzerinden olacaktır. ABD uzun vadeli getirilerinin yükselişi, gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde baskı oluşturabilir; ancak Doların zayıflığı bu baskıyı kısmen hafifletebilir. Almanya ÜFE verisinin yüksek gelmesi ise Avrupa’dan gelen talep ve enerji maliyetleri üzerinden dolaylı yoldak Türkiye’nin dış ticaret dengesi ve enflasyon beklentileri üzerinde etkisi olabilir.
Riskler ve Karşı Senaryo
Ana senaryoda, ABD tahvil getirilerindeki yükseliş devam ederken Doların sınırlı zayıflığı korunursa, Türkiye’deki kredi büyümesi desteklenmeye devam edebilir. Ancak karşı senaryo olarak, küresel risk iştahının bozulması (örneğin Orta Doğu kaynaklı tedarik şokları veya ABD borç endişelerinin finansal istikrara yansıması) durumunda, yabancı yatırımcıların hisse alımını durdurup DİBS satışlarını hızlandırması mümkündür. Bu durumda BIST’teki volatilite artabilir ve kur tarafında ani baskılar oluşabilir. Ayrıca KKM’nin bitmesiyle birlikte bankaların kredi portföyündeki risk ağırlığının değişimi, faiz oranlarının daha esnek hale gelmesine neden olarak borçluların finansman maliyetlerini doğrudan etkileyebilir.
Finansyum Sonucu
Piyasa, KKM’nin sona ermesiyle birlikte Türkiye’de likidite tercihlerinin köklü bir şekilde değiştiğini ve yabancı sermayenin devlet tahvili yerine hisse ve şirket borçlanmasına yöneldiğini görmektedir. Küresel düzeyde ise ABD’nin güçlü imalat verisi ile yüksek getiri talebi arasında bir gerilim yaşanmaktadır; bu durum doları zayıf tutsa da risk algısını baskılamaktadır. Yatırımcılar için odak noktası, küresel getirilerin zirvesinden dönüşü ve Türkiye’deki kredi büyümesinin enflasyon üzerindeki etkisidir. Kısa vadede BIST’teki yabancı hisse alımı devam edebilirken, kur tarafında Doların zayıflığı geçici bir rahatlama sağlasa da, Almanya ÜFE verisi gibi dışsal enflasyon şokları dikkatle izlenmelidir.
İlgili Finansyum kategorisi: Ekonomi ve Finans Haberleri
Dış veri takibi: küresel piyasa verileri
