Makroekonomik Analiz
Küresel makroekonomik manzara, jeopolitik gerilimlerin enerji piyasalarına yansıması ile gelişmiş ülke merkez bankalarının politika ayarları arasındaki gerginlik üzerine kuruludur. Türkiye ekonomisi ise bu dış şoklara karşı, TCMB’nin sıkı para politikası ve makroihtiyati tedbirlerle şekillenen içsel denge mekanizmalarıyla tepki vermektedir. Bu analizde, enerji fiyatlarının enflasyon beklentilerine etkisi, ABD ve Avrupa Merkez Bankaları arasındaki politika farklılıklarının kur tahvil ilişkisine yansıması ve Türkiye’nin 2027-2029 Orta Vadeli Programı (OVP) hedefleriyle bu volatiliteyi nasıl absorbe etmeye çalıştığı tek bir mekanizma üzerinden ele alınacaktır.
Jeopolitik Riskler, Enerji Fiyatları ve Küresel Enflasyon Baskısı
Ortadoğu’daki gerilimlerin Hürmüz Boğazı’ndaki ticaret akışını zayıflatması ve petrol sevkiyatlarını savaş öncesi seviyelerin yaklaşık 7 milyon varil altına çekmesi, küresel enflasyon görünümünü yeniden şekillendiren temel faktördür. Brent petrolün 97 dolar bandında seyretmesi ve 100 dolar psikolojik eşiğine yaklaşması, sadece enerji şirketlerini değil, merkez bankalarının politika beklentilerini de doğrudan etkilemektedir. Yüksek enerji maliyetleri, tüketicinin alım gücünü eritme riski taşıdığı gibi, üretim maliyetlerini artırarak hizmet enflasyonuna yayılma ihtimalini güçlendirmektedir.
Bu bağlamda ABD Merkez Bankası (Fed) ve Avrupa Merkez Bankası (ECB) arasındaki politika farklılıkları kritik bir rol oynamaktadır. Euro Bölgesi’nde enflasyonun Haziran ayında yüzde 2,8’e gerilemesi, ECB’nin gevşeme yolunda ilerleyebileceğine dair sinyaller verse de, ABD tarafında durum daha karmaşıktır. ABD’de güçlü istihdam verileri ve yüksek enerji fiyatları, Fed’in eylül toplantısında faiz artırımı yapma ihtimalini gündeme getirmiştir.
New York Fed Başkanı John Williams gibi yetkililerin enflasyonun yavaşlamaya devam ettiğini belirtmesiyle birlikte, piyasa fiyatlamaları hala sıkı para politikası beklentisini içeriyor. ABD 10 yıllık tahvil faizinin yüzde 4,79 seviyesinde seyretmesi ve dolar endeksinin (DXY) düşüş trendine rağmen dirençli kalması, küresel likiditenin gelişmekte olan piyasalara akışında bir temkinlilik yaratmaktadır. Doların petrol fiyatlarıyla olan ters korelasyonunun güçlenmesi, enerji krizinin dolara talebi artırıcı etkisini göstermektedir.
Türkiye’nin İçsel Dengesi: Sıkı Para Politikası ve Kredi Yönetimi
Türkiye ekonomisi, dıştaki bu volatiliteye rağmen, TCMB tarafından uygulanan sıkı para politikası ve makroihtiyati tedbirlerle içsel bir denge arayışındadır. 2026 yılında dezenflasyon sürecinde politika faizini destekleyici araç olarak kullanılan adımlar, Türk lirasına geçiş teşviki sağlamayı hedeflemektedir. Ocak ayından itibaren yabancı para (YP) kredilere getirilen büyüme sınırları ve tüketici kredili mevduat hesaplarının (KMH) limitlerinin daraltılması, kredi büyümesinin enflasyonla uyumlu seviyelerde kalmasını amaçlamaktadır.
Mayıs ayında yapılan düzenlemelerle ihtiyaç ve taşıt kredileri ile TL ticari krediler için sınırların düşürülmesi, kur etkisinden arındırılmış YP ticari kredi artışının 28 Ağustos itibarıyla yüzde 11,2’ye gerilemesine neden olmuştur. Bu sıkı finansal koşullar, reel sektörün borçluluğunu ve finansal kaldıraç oranını tarihi ortalamaların altında tutarken, YP kredilerin büyük ölçekli firmalarda yoğunlaşmasını sağlamıştır. Fonlama maliyetlerindeki artışın hem ticari hem bireysel kredi faizlerine yansıması, talebi soğutarak enflasyonist baskıları azaltmaya yönelik bir kanal olarak işlev görmektedir.
S&P Global’in TCMB’nin eylül toplantısında politika faizini sabit bırakacağını öngörmesi, bankaların efektif fonlama oranının yüzde 37’ye çekilmesinin ardından kısa vadede ilave indirim beklentisinin düşük olduğunu göstermektedir. Bu durum, merkez bankasının enflasyon hedefine ulaşmak için sıkı duruşunu koruduğunu teyit etmektedir.
OVP Hedefleri ve Küresel Aktarım Mekanizması
Hükümetin 2027-2029 dönemi için açıkladığı Orta Vadeli Program (OVP), büyümenin kademeli olarak yüzde 5’e çıkmasını, enflasyonun tek haneye inmesini ve işsizliğin yüzde 7,6’ya gerilemesini hedeflemektedir. 2026 sonunda büyümenin yüzde 3,3 ve enflasyonun yüzde 28,4 olması beklenirken, 2029’daki enflasyon hedefi yüzde 9 olarak belirlenmiştir. Bu hedeflerin gerçekleşmesi için cari açık ve bütçe dengesinde iyileşme şarttır.
Küresel ekonomideki gelişmelerin Türkiye’ye aktarımı ise iki ana kanal üzerinden işlemektedir: Kur ve Tahvil Faizi. ABD’nin faiz artırma ihtimalinin artması, doların güçlenmesine ve gelişmekte olan ülke para birimlerine baskı yapmasına neden olmaktadır. Ancak TCMB’nin makroihtiyati tedbirleri, kur şoklarının kredi büyümesi üzerinden enflasyona yayılmasını engellemeyi amaçlamaktadır. Öte yandan, Portekiz’in kredi notunun A+’ya yükseltilmesi gibi gelişmeler, Avrupa’daki bütçe disiplini ve güvenin önemine dikkat çekerken, Türkiye için referans noktası oluşturmaktan öteye gitmemektedir.
Jeopolitik risklerin enerji fiyatları üzerinden enflasyona etkisi, TCMB’nin politika faizinde hızlı bir gevşemeyi zorlaştırmaktadır. Enerji maliyetlerindeki yüksekliğin hizmet sektörüne yayılmaması için sıkı para politikasının sürdürülmesi, cari açığın finansmanında sermaye akımlarının istikrarlı kalmasıyla birlikte enflasyonun beklendiği gibi düşmesini sağlayacak temel koşullardandır.
Sonuç ve Gelecek Görünümü
Küresel piyasalarda petrol fiyatlarının 100 dolar sınırını test etmesi ve ABD’nin tahvil faizlerindeki yükseliş trendi, gelişmekte olan ülkeler için risk primi yönetimini zorlaştırmaktadır. Türkiye’de ise TCMB’nin sıkı para politikası ve makroihtiyati kısıtlamaları, iç talebin soğutulması yoluyla enflasyonun düşüşünü desteklemektedir. 2027-2029 OVP hedeflerinin gerçekleşmesi için dış finansman koşullarının iyileşmesi ve enerji fiyatlarının istikrarlı bir seyir izlemesi gerekmektedir.
Fed’in eylül toplantısında vereceği karar ve ABD enflasyon verileri, küresel likidite akışını belirleyerek Türkiye’nin kur ve tahvil piyasalarındaki volatilitesini etkileyen dış faktörler olarak öne çıkmaktadır. İçsel dengelerin korunması ise TCMB’nin sıkı duruşunu sürdürmesine ve kredi büyümesinin enflasyonla uyumlu kalmasına bağlıdır.
—
Finansyum Analiz Ekibi
