İçindekiler
Ne Oldu?

Küresel piyasalarda baskın tema, jeopolitik risklerin emtia fiyatlarını yukarı taşıması ile gelişmekte ülke merkez bankalarının sıkı para politikasına devam etmesi arasındaki gerilimdir. Avustralya Rezerv Bankası (RBA), enflasyonla mücadele amacıyla politika faizini 4.6% seviyesine yükselterek beklentileri karşıladı ve gelecekte daha fazla artış ihtimaline işaret etti. Bu karar, doların iki aylık zirvesine yakın seyretmesine neden olurken, küresel likidite sıkışıklığına dair sinyaller güçlendi. Aynı anda ABD-İran arasındaki gerilimlerin tırmanması ve Suudi Arabistan’daki akış endişeleri petrol fiyatlarını yukarı itti. Bu iki gelişme birleşerek emtia enflasyonu riskini yeniden gündeme getirdi.

Türkiye açısından ise HSBC’nin yayımladığı rapor, TCMB’nin faiz indirim döngüsünün piyasa beklentilerinin üzerinde daha kapsamlı olabileceğini öne sürdü. Banka, yıl sonuna kadar politika faizinde 200 baz puanlık bir indirimin mümkün olduğunu belirtirken, gelecek yıl için tahminlerini %21 seviyesine çekti. Ancak bu optimist senaryo, jeopolitik riskler ve yüksek küresel faiz ortamı nedeniyle dikkatle okunuyor. Yerel enflasyon verilerinde ise gıda fiyatlarında 5 ayın en hızlı artışı kaydedildi; TEPAV Gıda Fiyat Endeksi eylülde yüzde 2,23 yükseldi ve yıllık gıda enflasyonu yüzde 30,01 seviyesine ulaştı.
Piyasa Ne Fiyatlıyor?
Piyasalar şu anda “daha uzun süre için daha yüksek faiz” (higher for longer) senaryosu ile emtia kaynaklı enflasyon baskısını birlikte fiyatlamaktadır. RBA’nın kararı, sadece Avustralya doları üzerinde değil, genel olarak gelişmekte ülke para birimleri ve ABD doları endeksi üzerinde de yukarı yönlü bir baskı yaratıyor. Doların güçlenmesi, küresel borçlular için maliyetleri artırırken, emtia ithal eden ülkeler için cari açık riskini büyütüyor. Petrol fiyatlarındaki yükseliş ise tedarik zincirindeki enflasyonist baskıları derinleştiriyor; RBA Başkanı Michele Bullock’un da belirttiği gibi, ABD-İran gerilimi yakıt ve taşıma maliyetlerini kalıcı olarak yukarı çekme potansiyeline sahip.
Avrupa tarafında ekonomik güven endeksindeki düşüş (97,9 seviyesi), büyümenin yavaşladığına dair sinyaller verirken sanayi güveninde hafif bir toparlanma var. Bu zıtlık, ECB’nin gelecekteki adımlarını belirsizleştiriyor. Ancak küresel likidite açısından RBA ve Fed’in duruşu daha belirleyici. Altın piyasasında ise doların güçlenmesi ve faiz beklentileri nedeniyle yaşanan düşüşün ardından toparlanma çabası görülüyor; yatırımcılar ABD verilerini beklerken dikkatli bir tutum sergiliyor.
Türkiye ve BIST Etkisi
Türkiye’de TCMB’nin Ekim toplantısı öncesi piyasa fiyatlamasında HSBC’nin görüşü önemli bir ayrışma yaratıyor. Piyasalar yıl sonu için ortalama 150 baz puanlık indirim beklerken, HSBC bu eşiğin aşılmasının zor olmadığını ve toplamda 200 baz puanlık indirimin mümkün olabileceğini belirtiyor. Bu durum, kısa vadeli faizlerin daha hızlı düşebileceği beklentisini güçlendiriyor. Ancak jeopolitik riskler (petrol fiyatları) ve doların küresel gücü, TCMB’nin hareket alanını kısıtlıyor. Yüksek petrol fiyatları, Türkiye’nin ithalat maliyetlerini artırarak cari denge üzerinde baskı kuruyor; bu da liranın değerinde oynaklığı devam ettirebilir.
Gıda enflasyonundaki hızlanma (yüzde 30,01 yıllık artış), tüketici güvenini zayıflatıyor ve reel faizlerin korunması ihtiyacını gündemde tutuyor. BIST’te ise teknoloji hisselerindeki AI yatırımlarının gelir modeline dair şüpheler küresel olarak hisse senedi piyasalarında volatilite yaratırken, emtia sektörleri jeopolitik risklere bağlı olarak yukarı yönlü hareket potansiyeli taşıyor. Dolarizasyon riski ve dış finansman koşullarındaki sıkılık, TCMB’nin faiz indirim hızını sınırlayan en önemli faktörler olmaya devam ediyor.
Riskler ve Karşı Senaryo
Ana senaryoda TCMB’nin temkinli ama gevşemeye açık duruşu sürerken, küresel doların güçlenmesi ve petrolün yüksek seyri yerel para birimi üzerinde baskı oluşturur. Ancak karşı senaryoda, ABD-İran gerilimlerinin beklenenden daha hızlı sakinleşmesi veya RBA’nın gelecekteki faiz artışlarına dair uyarılarının piyasa tarafından “son zirve” olarak yorumlanması dolar endeksinde düşüşe yol açabilir. Bu durumda Türkiye’deki likidite baskısı hafifler ve TCMB daha agresif indirimlere gidebilir. Diğer bir risk ise, küresel büyümenin yavaşlaması (Avrupa verilerindeki gibi) nedeniyle emtia talebinin çökmesi; bu durum petrol fiyatlarını düşürerek Türkiye’nin cari açığı üzerinde rahatlama sağlayabilir ancak dış ticaret gelirlerini azaltabilir.
Finansyum Sonucu
Türkiye’deki faiz indirim döngüsünün seyri, artık sadece yerel enflasyon verilerine değil, jeopolitik risklerin emtia fiyatlarına etkisine ve küresel likidite koşullarına (doların gücüne) bağlı hale geldi. HSBC’nin daha iddialı faiz tahmini, piyasa beklentilerini yukarı taşısa da, petroldeki yükseliş ve doların güçlü duruşu TCMB’yi temkinli olmaya zorluyor. Yatırımcılar için kritik izleme noktası, Ekim ayındaki TCMB toplantısının jeopolitik risklere karşı ne kadar esnek olacağıdır. Kısa vadede volatilite devam ederken, orta vadeli fırsatlar daha düşük faiz ortamının cari dengeyi bozmadan nasıl şekilleneceğine bağlı olacaktır.