Fed Faiz Kararı ve TCMB Enflasyon Beklentisi Analizi
İçindekiler
Yayın Aralığının Önemli Gelişmeleri

fed faiz kararı açısından gelişmelerin ekonomik etkileri ve belirsizlikleri birlikte değerlendirilmelidir. Küresel finansal piyasalar, ABD Merkez Bankası Federal Rezerv’in (Fed) politika faizi kararları ile Türkiye’deki enflasyon beklentileri arasındaki genişleyen makas nedeniyle kritik bir dönemeçte bulunuyor. UBS tarafından yayılan araştırma notu, Fed’in 2027 ortasına kadar iki kez daha faiz artırımı yapabileceği yönünde sıkı bir politika tahmini öne sürüyor. Bu beklenti, Eylül ayında gerçekleşen 25 baz puanlık artış ve Fed Başkanı Kevin Warsh’ın sert açıklamalarının ardından güç kazanmış durumda. Banka, temel senaryosunda enflasyonun düşmeye devam edeceğini ancak bunun 2027 sonlarına kadar faiz indirimlerine geçiş için yeterli zemin oluşturacağını belirtiyor.

Diğer yandan, bu akşam saat 21:00’de açıklanacak olan fed faiz kararı, küresel likidite havuzunu şekillendirecek en önemli olay olarak öne çıkıyor. CME FedWatch verilerine göre piyasalar, politika faizinin %3,75-%4,00 aralığında sabit tutulmasına %90,6 olasılık biçiyor. Ancak asıl merak edilen kararın kendisi değil, verilecek mesajdır. Eylülde üç yıl aradan sonra ilk kez faiz artıran Fed’in Aralık toplantısında yeniden artırıma gitme olasılığı bir ay önceki %42’den %73’e yükseldi.
Yerel bağlamda ise AA Finans’ın ekim ayı Enflasyon Beklenti Anketi sonuçları dikkat çekiyor. 21 ekonomistin katılımıyla gerçekleşen ankete göre, Tüketici Fiyat Endeksi’nin (TÜFE) ekimde yüzde 2,20 artacağı tahmin ediliyor. Ekonomistlerin aylık enflasyon beklentileri %1,25 ile %2,70 arasında yer alırken, yıllık enflasyonda gerileme bekleniyor. Eylülde %29,73 olan yıllık enflasyonun ekimde %29,28’e düşmesi öngörülüyor.
Ekonomik Etki ve Aktarım Mekanizmaları
Bu gelişmelerin ekonomik etkileri, faiz paritesi (interest rate parity) kanalı üzerinden aktarılmaktadır. UBS’in tahmini gibi Fed’in 2027’ye kadar sıkılaşmaya devam etmesi beklentisi, ABD hazine bonolarının getiri oranlarını yukarıda tutarak küresel sermayeyi dolar varlıklarına yönlendirmeye teşvik eder. Bu durum, gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde yapısal baskı yaratır.
Özellikle TCMB‘nin 22 Ekim’de politika faizini 100 baz puan indirerek %36’ya çekmesi ve Fed’in aksine gevşeme tarafında olması, iki merkez bankası arasındaki getiri farkını (spread) genişletmiştir. Bu makasın açılması, cari işlemler dengesi zayıf olan ekonomilerde sermaye çıkış risklerini artırır. Yatırımcılar, ABD’deki daha yüksek ve güvenilir getiriyi tercih ederek TL varlıklarından çekilme eğilimine girebilirler.
Türkiye açısından AA Finans’ın ekim ayı yıllık enflasyon tahmini olan %29,28 oranı, merkez bankasının politika kararlarının gerçek ekonomiye yansıma hızını sorgulatmaktadır. Enflasyondaki düşüş eğiliminin devam edip etmediği veya geçici faktörlerle mi ilgili olduğu tüketici fiyat endeksindeki bileşenlere göre değişir. Eğer enflasyon beklentileri yükselmeye başlarsa ve TCMB gevşeme politikasını sürdürürse, bu durum uzun vadede reel faizlerin negatif seyretmesine neden olarak cari açığın finansmanını zorlaştırabilir.
Türkiye ve Küresel Piyasalar Açısından Değerlendirme
Küresel piyasalarda Fed’in bu akşamki kararı ile birlikte dolar endüsündeki hareketler, Borsa İstanbul‘daki yabancı yatırımcı davranışlarını doğrudan etkileyecektir. Eğer fed faiz kararı sonrası sıkı duruş korunursa veya beklenmedik bir artırım sinyali gelirse (UBS tahmini bağlamında), risk iştahını düşürerek gelişmekte olan ülke borsalarından sermaye çıkışlarına yol açabilir.
Borsa İstanbul bugün yarım gün işlem görmüş olup BIST 100 endeksi günü %0,13 yükselişle 11.165,44 puandan tamamlamıştır. Bankacılık endeksinde ise %1,60’lık bir gerileme kaydedilmiştir. Dolar/TL sabah saatlerinde 49,83 seviyesinde işlem görürken gram altın 6.458 TL bandında seyretmektedir.
Türkiye ekonomisi açısından değerlendirildiğinde, TCMB’nin eylüldeki indirim kararıyla Fed arasındaki politika farkının derinleşmesi kritik bir risk unsurudur. AA Finans’ın ekim ayı enflasyon tahmini olan %29,28 yıllık oran eğer gerçekleşirse merkez bankasının faiz indirimi kararını haklı çıkaran verilerle desteklenebilir gibi görünse de aylık bazda beklenen %2,20 artış hızının sürdürülebilirliği sorgulanmalıdır.
Yatırımcılar açısından altın piyasası da bu gelişmelerden doğrudan etkilenir. Fed’in sıkı politikaya devam etmesi genellikle altına baskı oluştururken jeopolitik riskler ve yerel enflasyon beklentileri nedeniyle TL cinsinden altının fiyatlamasında farklı dinamikler işleyebilir.
İzlenecek Riskler ve Göstergeler
Öncelikle bu akşam açıklanacak olan Fed faiz kararı ve Kevin Warsh’ın basın toplantısındaki dil, küresel likidite beklentilerimizi anında değiştirebilir. Özellikle enflasyon verilerine dair yorumlarda sertleşme sinyali gelirse dolar endüsü keskin yükseliş gösterecek ve gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde baskı artacaktır.
İkinci olarak AA Finans’ın ekim ayı enflasyon tahminlerinin gerçekleşen TÜFE verileriyle karşılaştırılması önemlidir. Eğer yıllık enflasyonda beklenenden daha yüksek veya aylık bazda düşüşün yavaşladığı görülürse TCMB’nin politika farklılığını sürdürmesi riski artar ve döviz kurları üzerinde yukarı yönlü baskı devam eder.
Üçüncüsü ABD hazine bonosu faizlerindeki hareketleri izlemek gerekir. UBS’in tahmini gibi Fed’in 2027’ye kadar sıkılaşması beklentisi uzun vadeli getiri oranlarını yukarıda tutarsa küresel sermaye akışları gelişmekte olan ülkelerden çekilme eğiliminde olacaktır.
Son olarak jeopolitik riskler ve küresel büyüme endişeleri de altın fiyatlarını etkileyen diğer faktörlerdir. Ancak temel odak noktası para politikası farklılığından kaynaklı döviz kuru oynaklığı olmalıdır. Yatırımcılar Fed’in sonraki toplantılardaki faiz tahminlerini ve Türkiye’deki enflasyonun bileşenlerine dayalı seyri yakından takip etmelidir.
Kaynak: tr.investing.com