Ne Oldu?
Küresel piyasalarda hakim olan ana tema, Orta Doğu’daki tırmanan jeopolitik gerilimin emtia fiyatlarına ve dolayısıyla enflasyonist baskılara yansımasıdır. ABD-İsrail-Iran çatışması, enerji arzında kesinti riski yaratırken bu durum küresel enflasyonu yeniden tetiklemiş görünüyor. Bu ortamda Fed’in gelecek hafta faiz artırımı beklentisi yükseldi; para piyasalarında Fed’in yüzde 87 ihtimalle sıkılaştırıcı adıma gitmesi fiyatlanıyor.
Enflasyon verileri ise beklenildiği gibi yüksek seyrediyor: ABD’de TÜFE yıllık bazda yüzde 3,4 artarken çekirdek TÜFE de yıllık yüzde 2,4 ile yükselişini sürdürüyor. Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) ise yıllık yüzde 5,4 artışla enflasyonist baskının üreticiden tüketiciye tam aktarıldığını gösteriyor.
Bu makroekonomik ve jeopolitik ikilem içinde emtia piyasalarında satış baskısı hakim. Altın, gümüş ve bakır gibi değerli metallerde düşüş görülüyor. Bunun temel nedeni yükselen ABD tahvil faizleri ve dolar talebi; 10 yıllık tahvil getirisi Ekim 2023’ten bu yana en yüksek seviyeyi test ederek yatırımcıları getiri sağlayan varlıklara yönlendiriyor. Enerji piyasalarında ise petrol fiyatları dört aylık zirveye ulaşırken, lojistik sektörü gibi enerji maliyetlerine duyarlı alanlarda baskı artıyor. Jim Cramer’ın FedEx Freight hisselerine ek alım yapmamasının temel gerekçesi de bu yüksek ve düşüş sinyali vermeyen petrol fiyatları.
Jeopolitik gelişmelerin yanı sıra, Rusya ile ABD arasında Ukrayna müzakerelerinin Ekim’de başlaması ihtimali gündemde. Ancak Hutilerin Yemen’deki ilerlemesi ve Çin’in BRICS zirvesinde Ortadoğu barışı çağrısı, krizin kalıcı çözümü için diplomatik çabaların yetersiz kaldığı algısını güçlendiriyor. Bu durum, enerji fiyatlarındaki volatiliteyi sürdüren ana faktör olmaya devam ediyor.
Piyasa Ne Fiyatlıyor?
Piyasalar şu anda “enflasyonist şok” ve “faiz artışı” senaryosunu aktif olarak fiyatlıyor. Fed’in sıkılaştırıcı politikası, likiditeyi çekerek riskli varlıklara olan talebi azaltıyor. Yükselen tahvil getirisi, hisse senedi piyasalarında özellikle büyüme odaklı şirketler için baskı oluştururken, dolar endeksinde güçlenmeye neden oluyor. EUR/USD paritesinde Fed kararı sonrası 1.17 seviyesinin yeniden test edilmesi beklentisi, doların gücünün devam edeceğini işaret ediyor.
Emtia tarafında ise “güvenli liman” algısı geçici olarak zayıflamış durumda. Altının düşüşü, yatırımcıların kısa vadede nakit ve tahvil getirilerine yönelmek istediğini gösteriyor. Ancak petrol fiyatlarındaki dört aylık zirve, tedarik zinciri risklerinin hala yüksek olduğunu hatırlatıyor. Lojistik şirketleri gibi enerji maliyetlerini fiyata tam aktaramayan sektörler için kâr marjı sıkışması devam ediyor.
Jeopolitik açıdan bakıldığında, Rusya’nın müzakere ihtimali ve Çin’in arabuluculuk çabaları uzun vadede gerilimi hafifletebilir ancak kısa vadeli fiyatlamalar hala “kriz primi” içeriyor. İngiltere ekonomisindeki zorluklar da benzer şekilde ABD-İsrail-Iran çatışmasından kaynaklanan enerji şoku ve küresel finansal piyasalardaki dalgalanma ile doğrudan bağlantılı. Bu bağlamda, jeopolitik riskler sadece emtia fiyatlarını değil, devlet borçlanma maliyetlerini de yukarı çekiyor.
Türkiye ve BIST Etkisi
Türkiye için bu gelişmelerin aktarım kanalları açık ve net. Öncelikle, küresel enerji fiyatlarındaki artış doğrudan cari açığı genişletme riski taşıyor. Dışa bağımlılık yüksek olan bir ekonomide petrolün dört aylık zirvesi, ithalat faturasını yukarı çekerek kur baskısını artırıcı etki yaratır. Ayrıca Fed’in faiz artırım beklentisi ve yükselen dolar endeksi, gelişmekte olan piyasa para birimleri üzerinde değer kaybı yaratabilir.
Borsa İstanbul açısından bakıldığında, emtia piyasalarındaki satış baskısı (altın/gümüş düşüşü) kısa vadede yatırımcının risk iştahını azaltabilir. Ancak Türkiye’deki yerel dinamikler de göz ardı edilmemeli. Vergi Denetim Kurulu’nun büyük mükelleflere yönelik denetim oranını yüzde 31,3’e yükseltmesi ve yanıltıcı sosyal medya paylaşımlarına karşı başlatılan soruşturma gibi düzenleyici adımlar, piyasa disiplini açısından olumlu sinyaller olabilir. Bu tür regülasyonlar, uzun vadede kurumsal yönetim kalitesini artırarak yabancı sermayenin güvenini kazanmasına yardımcı olabilir.
Ancak küresel likidite sıkışması ve doların güçlenmesi, BIST‘teki dış finansmana bağımlı şirketler için maliyet artışı anlamına gelir. Yatırımcılar, Fed’in faiz kararı öncesi temkinli bir tutum sergileyebilir. Enerji sektörü ise küresel fiyat artışından kâr marjı açısından fayda sağlayabilirken, lojistik ve imalat gibi enerjiyi girdi olarak kullanan sektörler baskı altında kalabilir.
Riskler ve Karşı Senaryo
Ana risk senaryosu, Orta Doğu’daki çatışmanın genişlemesi ve petrol arzının ciddi şekilde kesintiye uğramasıdır. Bu durumda enflasyonist baskılar kontrol dışına çıkabilir ve Fed’in sıkılaştırma hızını artırması gerekebilir. Böyle bir ortamda küresel büyüme endişeleri derinleşir, riskli varlıkların tümü (hisse, emtia) satışa uğrayabilir.
Karşı senaryo ise jeopolitik gerilimin beklenenden daha hızlı sönmesi ve müzakerelerin Ekim’de somut adımlara dönüşmesidir. Bu durumda petrol fiyatlarındaki düşüş, küresel enflasyon beklentilerini hafifletebilir. Fed’in faiz artırımı sonrası bile piyasalarda “kötü haberin iyiye gitme” etkisi (iyileşen arz koşulları nedeniyle) görülebilir. Altın ve diğer emtialar için bu senaryo, mevcut satış baskısının tersine dönmesine ve toparlanmaya zemin hazırlayabilir. Türkiye açısından ise dolar endeksindeki gevşeme, cari dengeyi rahatlatabilir ve BIST’te yabancı girişini destekleyebilir.
Finansyum Sonucu
Piyasalar şu anda jeopolitik riskler ve Fed’in sıkılaştırıcı politikası arasında sıkışmış durumda. Altın ve gümüşteki düşüş, kısa vadede dolar ve tahvil getirilerinin gücünü yansıtıyor; ancak bu durum emtia fiyatlarının aşırı satım bölgesine yaklaşabileceğine işaret ediyor. Yatırımcılar için kritik nokta, Fed’in faiz kararı sonrası piyasaların “fiyatlanmış” olup olmadığına odaklanmasıdır.
Türkiye’de ise cari açık riski ve kur volatilitesi ön planda. Vergi denetimlerindeki sıkılaştırma gibi yerel düzenlemeler uzun vadede piyasa güvenini artırabilir ancak kısa vadeli dalgalanmaları durduramaz. Enerji fiyatlarındaki yüksek seyir, enflasyon beklentilerini yukarıda tutmaya devam edecek. Bu nedenle, Fed kararı öncesi temkinli bir portföy yönetimi ve jeopolitik gelişmeleri yakından takip etmek önem taşıyor. Karşı senaryoda müzakere umutlarının artması, emtia piyasalarında toparlanma sinyali verebilir; ancak bu henüz fiyatlamada yer bulmamış durumda.
