İçindekiler
Enerji Piyasası Görünümü

Ekim ayını altı aylık zirvede tamamlayan küresel enerji piyasaları, jeopolitik risk priminin fiyatlamaya yansımasıyla karakterize edilmektedir. Batı Teksas Intermediate (WTI) ham petrolü varil başına 104,12 dolara yükseldiği halde, hafta sonu kapanışlarında yüzde 0,679’luk bir düşüşle 101,94 dolar seviyesine geriledi. Benzer şekilde Brent petrol de yüzde 0,764’lük azalışla 111,087 dolara indi; ancak ay sonu kapanışında varil başına 117,64 dolardan işlem gördü ve aylık bazda yüzde 13,6 değer kazandı. WTI ise aynı dönemde yüzde 15,2 yükseliş kaydetti. Bu volatilite, sadece arz-talep dengelerinden ziyade, Hürmüz Boğazı petrol fiyatları üzerindeki baskının yarattığı belirsizlik ortamını yansıtmaktadır.

Değerli metallerde ise altın ons başına 4.021,6 dolara yükselerek yüzde 0,647’lik bir artış gösterdi. Gümüş ise yüzde 3,361 düşüşle 52,1308 dolar seviyesine geriledi. Döviz piyasasında dolar/TL kuru yüzde 0,398 artarak 49,8916’ya, euro/TL ise yüzde 0,198 değer kazanarak 55,7796’dan kapandı. Euro/dolar paritesindeki yüzde 0,210’luk düşüş ise doların göreceli gücünü koruduğunu göstermektedir. BIST 100 endeksi önceki haftaya göre yüzde 0,436 artışla 11.165,4 puana yükselirken, bankacılık endeksi yüzde 0,258 geriledi. Fed’in politika faizini yüzde 3,75-4 aralığında sabit tutması ve teknoloji şirketlerine ilişkin karışık bilanço sinyalleri, küresel piyasalarda belirsizliğin devam ettiğini ortaya koymaktadır.
Arz-Talep Dengesi
Küresel enerji arzında yaşanan sıkışma, hem sıvı yakıtlar hem de katı yakıtlar açısından belirginleşmektedir. Bank of America analistlerinin verilerine göre, küresel doğal gaz fiyatlarının yükselişi ve üretim kısıtlamaları piyasayı zorlamaktadır. Özellikle Asya’daki artan talep karşısında kömür arzının yetersiz kalması, termik kömür fiyatlarını yukarı itmektedir. Avustralya Newcastle termal kömürü için referans fiyatlar bu yıl yüzde 40 artışla metrik ton başına yaklaşık 150 dolara ulaşmış ve iki yıllık zirveye çıkmıştır. Yüksek doğal gaz maliyetleri, enerji üreticilerini özellikle Asya genelinde kömüre yönlendirmekte olup, fiyatların kış boyunca destekli kalması öngörülmektedir.
Sıvı yakıtlar tarafında ise Rusya’nın iç piyasa istikrarını korumak amacıyla dizel, gemi yakıtı ve gaz yağı ihracatına yönelik yasağını 31 Ocak 2027’ye kadar uzatması küresel arz dengesini etkilemektedir. Ukrayna’nın insansız hava araçlarıyla Rusya’daki rafinerilere düzenlediği saldırılar nedeniyle birçok tesisin bakıma alınması ve bazı bölgelerde akaryakıt satışına kısıtlamalar uygulanması, Rus iç piyasasındaki arzı korumayı hedefleyen bu kararın temel nedenidir. Bu durum, küresel dizel arzında daralma riski yaratmakta ve alternatif kaynaklara olan talebi artırmaktadır.
Doğal gaz piyasasında ise EPDK’nın Vadeli Doğal Gaz Piyasası’nda yaptığı düzenlemeler dikkat çekmektedir. Organize toptan doğal gaz satış piyasasında teknik ve idari esaslarda yapılan değişikliklerle, günlük referans fiyatı (GRF) hesaplamasında yüzde 50’lik marj sınırı getirilmiştir. Ayrıca piyasa işletmecisinden kaynaklanan teknolojik hatalar veya maddi unsurlar nedeniyle işlemlerin iptal edilebileceği durumlar yeniden belirlenmiştir. Bu düzenlemeler, toptan satış piyasasında sistem dengesinin korunması amacıyla hayata geçirilmiş olup, fiyat oluşum mekanizmasında şeffaflığı ve istikrarı hedeflemektedir.
Jeopolitik ve Fiyatlama
Orta Doğu’daki gerilimlerin enerji piyasalarına etkisi, Hürmüz Boğazı petrol fiyatları üzerinden somut bir şekilde tezahür etmektedir. İran İslam Devrim Muhafızları Ordusu’nun Cuma günü Hürmüz’de veya yakınında olaylar yaşandığını açıklaması ve dört petrol tankeri ateş alındığı belirtilmesi, ticari deniz trafiğinde ciddi risk algısını güçlendirmiştir. Birleşik Krallık Denizcilik Ticaret Operasyonları ajansı tarafından yayımlanan ayrı bir raporda ise Boğazdan ayrılan bir tankere mermi isabet ettiği bilgisi yer almaktadır. Bu gelişmeler, Hürmüz Boğazı petrol fiyatlarının altı aylık zirvesine ulaşmasında doğrudan etkili olmuştur.
ABD ve İsrail’in İran ile savaşını sona erdirmeye yönelik diplomatik çabaların zorlaştığı belirtilmektedir. Ancak saldırı iddialarının bağımsız olarak doğrulanamaması, jeopolitik risk priminin ne kadar süreceğine dair belirsizlik taşımaktadır. Orta Doğu’daki çatışma sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) arzını daraltmış; bu ay Asya JKM fiyatları milyon İngiliz ısı birimi başına 30 doların üzerine çıkarken, Avrupa TTF fiyatları da megavat-saat başında belirgin artışlar göstermiştir. Bu durum, jeopolitik şokların sadece ham petrolü değil, alternatif enerji kaynaklarını da doğrudan etkilediğini ortaya koymaktadır.
Küresel tahvil getirilerindeki hareketlilik ise güvenli liman talebini yansıtmaktadır. Petrol fiyatlarındaki sert yükselişler, enflasyon beklentilerini artırarak merkez bankalarının politika faizleri üzerindeki baskıyı sürdürmesine neden olmaktadır. Fed’in faiz kararını sabit tutması ve gelecek sonbahardan itibaren toplantı takviminde değişikliğe gitme kararı, piyasalarda volatilitenin devam edeceğini göstermektedir. Bu bağlamda Hürmüz Boğazı petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar, sadece enerji sektörünü değil, küresel makroekonomik dengeleri de doğrudan etkileyecek bir faktör olarak öne çıkmaktadır.
BIST ve Sektör Etkisi
Türkiye’nin enerji ithalat faturası ve cari denge üzerindeki etkileri, artan ham petrol fiyatları nedeniyle olumsuz yönde şekillenmektedir. Brent ve WTI fiyatlarındaki yükselişler, Türkiye’nin dış ticaret açığını genişletecek bir baskı unsuru olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle Hürmüz Boğazı petrol fiyatlarındaki artışlar, lojistik maliyetleri artırarak ithal edilen enerji ürünlerinin TL cinsinden maliyetini yükseltmektedir. Bu durum, rafineri marjlarını ve petrokimya sektörünün girdi maliyetlerini doğrudan etkilemektedir.
Enerji piyasasında yaşanan küresel hareketlilikler, BIST’teki şirketlerin finansal performansını da şekillendirmektedir. Hun Yenilenebilir Enerji Üretim A.Ş. (HUNER) gibi yenilenebilir enerji şirketleri, geleneksel fosil yakıtlara olan talebin jeopolitik riskler nedeniyle artması durumunda orta vadede avantajlı konuma gelebilmektedir. Ancak kısa vadede küresel piyasalardaki volatilite, BIST 100 endeksi ve bankacılık endeksi gibi ana göstergelerde dalgalanmalara yol açabilmektedir. Bankacılık endeksindeki yüzde 0,258’lik gerileme, finansal sektörün jeopolitik risklere karşı duyarlılığını göstermektedir.
Türkiye’nin Kazakistan ile olan ticari ilişkilerinde yaşanan gelişmeler de enerji güvenliği açısından önem taşımaktadır. İki ülke arasındaki üst düzey temaslar sonucunda dış ticaret hacminin 15 milyar dolara çıkarılması hedeflenmiştir. Bu kapsamda enerji, yatırım ve ulaştırma alanlarında atılacak adımlar, Türkiye’nin enerji çeşitliliği stratejilerine katkı sağlayabilir. Ancak mevcut jeopolitik ortamda, Hürmüz Boğazı petrol fiyatlarındaki artışlar, bu ticari ilişkilerin maliyet yapısını da etkileyebilecek bir faktör olarak değerlendirilmektedir.
Finansyum Değerlendirmesi
Küresel enerji piyasalarında yaşanan gelişmeler, arz güvenliğinin jeopolitik risklerle ne kadar iç içe geçtiğini açıkça göstermektedir. Hürmüz Boğazı petrol fiyatlarındaki altı aylık zirve, sadece teknik bir kırılma değil, ticari deniz trafiğinde artan güvenlik endişelerinin yansımasıdır. Rusya’nın dizel ihracat yasağı ve kömür arzındaki sıkışmalar ise alternatif kaynaklarda da benzer baskıları tetiklemektedir. Bu durum, enerji ithalatçısı ülkelerin cari dengeleri üzerinde olumsuz bir etki yaratmaktadır.
Türkiye açısından bakıldığında, artan enerji maliyetleri enflasyonist baskıların devamını destekleyen temel faktörlerden biri olarak öne çıkmaktadır. EPDK’nın doğal gaz piyasasında yaptığı düzenlemeler ve meskenlere yönelik elektrik tüketim limitlerindeki değişiklikler, iç talebin yönetilmesine yönelik adımlardır. Ancak küresel fiyatlamadaki yükseliş eğilimi, bu yerel tedbirlerin sınırlarını zorlayabilir. Yatırımcıların jeopolitik gelişmeleri ve arz-talep dengelerini yakından takip etmesi gerekmektedir.
Sonuç olarak, Hürmüz Boğazı petrol fiyatlarındaki volatilite, küresel enerji güvenliğinin kırılganlığını ortaya koymaktadır. Diplomatik çabaların başarısız olması veya boğazdaki güvenlik risklerinin artması durumunda, fiyatların daha da yükselebileceği değerlendirilmektedir. Bu bağlamda enerji piyasalarındaki gelişmelerin sadece sektörel değil, makroekonomik ve finansal istikrar üzerindeki etkileri de dikkatle izlenmelidir.
Finansyum Analiz Ekibi
Kaynak: borsagundem.com.tr