Jeopolitik risk
Jeopolitik risk açısından bu haber; BIST, kur, faiz, emtia ve küresel risk iştahı üzerindeki olası etkisiyle izlenmelidir.
Ne Oldu?
Küresel piyasalarda hakim olan ana tema, jeopolitik gerilimlerin artması ile ABD’nin maliye politikasına yönelik belirsizlikler arasındaki etkileşimdir. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’in, uzun vadeli tahvil geri alımlarını finanse etmek için Yaklaşık 1 trilyon dolarlık Genel Hesap (TGA) fonlarını kullanma planının ortaya çıkması, piyasalarda hem bir rahatlama hem de yeni endişeler yaratmıştır. Bu gelişme, Hazine’nin borçlanma maliyetlerini kontrol altına alma çabası olarak yorumlansa da, enflasyonist baskıların artacağı korkusunu doğurarak tahvil getirilerinde dalgalanmalara ve altın fiyatlarında yükselişe neden olmuştur. Altın, yatırımcılar için güvenli liman talebiyle değer kazanırken, ABD tahvil piyasasında ise likidite beklentisi ile enflasyon riski arasında bir denge arayışı yaşanmaktadır.
Jeopolitik boyutta, ABD’nin İran’a yönelik yeni ikincil yaptırımlarının “ekonomik D-Day” olarak nitelendirilmesi ve Tahsilat Bakanı Scott Bessent’in bu konudaki açıklamaları, küresel risk iştahını baskılamıştır. Özellikle teknoloji hisselerindeki satışlar, MSCI’nin global hisse senedi endeksinde düşüşe öncülük ederken, enerji sektöründe ise petrol fiyatlarında gerileme kaydedilmiştir. İran’ın ABD ekonomik tehditleri karşısında tırmanma seçeneklerini değerlendirmesi ve bunun piyasalara yansıması, emtia piyasalarında volatiliteyi artıran bir faktör olarak öne çıkmaktadır. Bu bağlamda, küresel likidite akışları jeopolitik risk algısına göre yeniden şekillenmektedir.
Piyasa Ne Fiyatlıyor?
Piyasalar şu anda ABD’nin maliye politikası ile merkez bankasının para politikası arasındaki gerilimi fiyatlamaktadır. Bessent’in “Treasury Twist” olarak adlandırdığı ve kısa vadeli tahvil satışı ile uzun vadeli tahvil alımını içeren operasyon, piyasada karışık tepkilere yol açmıştır. Başlangıçta likidite artışı beklentisiyle tahvillerde ralli görülse de, daha sonra gelen enflasyon endişeleri ve Fed Başkanı Kevin Warsh’un Jackson Hole’da enflasyonla mücadeledeki kararlılığına dair belirsizlikler, getirilerin yeniden yükselmesine neden olmuştur. Yatırımcılar, ABD’nin vergi ve harcama planlarının enflasyonu tetikleyip tetiklemediğini anlamaya çalışırken, Fed’in faiz politikasında ne kadar esnek davranabileceğine odaklanmıştır.
Ayrıca, ABD-Canada ticaret savaşının etkileri de piyasalarda hissedilmektedir. Özellikle otomotiv ve inşaat sektörlerindeki şirketlerin bu gerilimden olumsuz etkilenmesi, küresel tedarik zincirlerinde kopukluk riski algısını güçlendirmiştir. Kanada dolarındaki değer kaybı da bu ticari gerilimin yansımasıdır. Altın fiyatlarındaki artış ise sadece jeopolitik risklerden değil, aynı zamanda ABD tahvil getirilerindeki oynaklıktan kaynaklanan portföy çeşitlendirme taleplerinden de beslenmektedir. Piyasalar, merkez bankalarının enflasyonla mücadelede ne kadar “konforlu bir battaniye” sunabileceğini ararken, Hazine’nin borç yönetimi stratejisinin uzun vadeli faizler üzerindeki etkisini titizlikle izlemektedir.
Türkiye ve BIST Etkisi
Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, küresel risk iştahındaki daralma ve teknoloji hisselerindeki satış baskısı nedeniyle günü negatif tamamlamıştır. Endeks, önceki kapanışa göre değer kaybederek 14.501,49 puandan kapansa da, bankacılık endeksindeki güçlü performans (yüzde 2,74 artış) genel düşüşü kısmen dengelemiştir. Bilişim sektöründeki büyük kayıp (yüzde 4,32 değer kaybı), küresel teknoloji hisselerindeki baskının yerel piyasaya da yansıdığını göstermektedir. Toplam işlem hacminin 206 milyar lira olması, yatırımcıların belirsizlik döneminde aktif kaldığını ancak yön arayışında olduğunu ortaya koymaktadır.
Küresel jeopolitik riskler ve ABD’nin İran yaptırımları, Türkiye için dolaylı bir kanal üzerinden etki yaratmaktadır. Enerji fiyatlarındaki düşüş, cari açığın iyileşmesi açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendirilirken, küresel likidite sıkışıklığı ve risk iştahındaki daralma, sermaye akışlarında volatiliteye neden olabilir. ABD’nin maliye politikasındaki belirsizlikler, dolar endeksindeki hareketleri etkileyerek kur dinamiklerini dolaylı yoldan şekillendirmektedir. Ayrıca, Brezilya Merkez Bankası’nın hanehalkı borcu artışına karşı önlemler inceliyor olması, gelişmekte olan piyasalarda borçluluk oranlarının sürdürülebilirliği konusunda dikkat çekici bir paralellik oluşturmakta ve Türkiye’deki kredi maliyetleri üzerindeki baskıları hatırlatmaktadır.
Riskler ve Karşı Senaryo
Ana senaryoda, ABD Hazine’sinin TGA fonlarını kullanarak tahvil geri alımlarını finanse etmesi kısa vadeli likiditeyi artırarak piyasalarda bir istikrar sağlamaya çalışacaktır. Ancak bu durumun enflasyon beklentilerini yukarı taşıması durumunda, Fed’in daha sıkı duruş sergileme ihtimali artar ve bu da küresel risk varlıklarında yeni baskılara yol açabilir. Jeopolitik olarak İran’ın tırmanma seçeneklerini değerlendirmesi, petrol fiyatlarında ani yükselişlere neden olabilir; bu da Türkiye gibi enerji ithal eden ülkeler için enflasyonist bir şok oluşturur.
Karşı senaryoda ise, ABD’nin maliye politikasına yönelik endişelerin artması ve İran geriliminin sakinleşmemesi durumunda, küresel risk iştahı daha da daralabilir. Bu durumda altın gibi güvenli liman varlıkları daha fazla değer kazanırken, gelişmekte olan piyasalara sermaye çıkışları hızlanabilir. BIST’te bankacılık sektörünün direnci korunsa bile, holding ve teknoloji hisselerinde daha derin düzeltmeler görülebilir. Ayrıca, ABD-Canada ticaret savaşının genişlemesi küresel büyüme beklentilerini aşağı çekerken, bu durum emtia fiyatlarını baskılayabilir ancak risk algısını kötüleştirecektir. Türkiye’de ise iç talebin zayıflaması ve dış finansman koşullarının zorlaşması birlikte değerlendirildiğinde, enflasyonist baskılarla mücadelede politika yapıcıların daha dikkatli adımlar atması gerekebilir.
Finansyum Sonucu
Piyasalar şu anda ABD’nin maliye politikası ile jeopolitik riskler arasında sıkışmış durumda. Bessent’in tahvil geri alım planları likidite umudu verse de, enflasyon korkuları ve İran gerilimi bu umutları gölgelemektedir. Türkiye açısından, enerji fiyatlarındaki düşüş olumlu bir gelişme olsa da, küresel risk iştahındaki daralma ve sermaye akışlarının volatilitesi takip edilmelidir. BIST’te bankacılık sektörünün gücü korunsa da, teknoloji hisselerindeki baskı devam ettiği sürece endeksin yukarı yönlü hareketi sınırlı kalacaktır. Yatırımcılar için kritik olan nokta, Fed’in Jackson Hole’da vereceği sinyaller ve ABD’nin İran yaptırımlarının detaylarıdır; bu gelişmeler küresel likidite akışlarını yeniden şekillendirecek ve Türkiye’ye yansıyacaktır.
