Hisse, fon veya piyasa aracı ara

Finansyum’da BIST hisseleri, TEFAS fonları ve analiz içeriklerine hızlıca ulaşın.

jeopolitik risk

Jeopolitik Risk ve Likidite Desteği Arasında Piyasalar

Jeopolitik risk

Jeopolitik risk açısından bu haber; BIST, kur, faiz, emtia ve küresel risk iştahı üzerindeki olası etkisiyle izlenmelidir.

Ne Oldu?

Küresel piyasalarda hakim olan temel dinamik, jeopolitik gerilimlerin yarattığı enflasyonist baskı ile merkez bankalarının likidite politikaları arasındaki sıkışmışlıktır. Ortadoğu’daki tırmanan kriz ve ABD rafinerilerinin ham petrol alımındaki rekor seviye, enerji fiyatlarını yukarı iterek küresel enflasyon beklentilerini yeniden gündeme getirdi. Bu ortamda Avrupa borsalarının düşüşle kapanması, özellikle tahvil piyasasındaki satış baskısının hisse senedi yatırımcılarında risk iştahını azalttığını göstermektedir. Ancak bu negatif tabloya rağmen ABD Hazinesi’nin uzun vadeli tahvil geri alım operasyonlarını iki katına çıkararak likidite desteği sağlaması, piyasa oynaklığını sınırlayan bir tampon görevi görmektedir.

Bu makro ekonomik gerilimlerin yanı sıra bölgesel ve sektörel gelişmeler de dikkat çekmektedir. Türkiye ile Suriye arasında fosfat ve enerji altyapısı için imzalanan stratejik iş birliği, bölgedeki ticari akışların yeniden yapılandırılmasına işaret ederken, ABD-Canada arasındaki tarife görüşmelerindeki gecikme küresel ticarette belirsizlik yaratmaya devam etmektedir. Yerel piyasada ise Doğuş Otomotiv’in finansal sonuçlarındaki daralma ve TEHOL’ün PRZMA üzerindeki kontrolünü devralması gibi şirket içi gelişmeler, bireysel hisse senedi dinamiklerinin makro trendlerden bağımsız olarak işlem gördüğünü ortaya koymaktadır.

Piyasa Ne Fiyatlıyor?

Piyasalar şu anda “enflasyon vs. likidite” ikilemini fiyatlamaktadır. Gümüş fiyatlarındaki erken saatlerdeki yükseliş, faiz indirme beklentilerinin arttığını ve bu durumun altın/gümüş gibi değerli madenlere olan talebi desteklediğini göstermektedir. Ancak ABD’de enflasyon verilerindeki sertleşme sinyalleri (İngiltere ve Avro Bölgesi’nde enerji fiyatlarındaki artışların tetiklediği enflasyon yükselişi) merkez bankalarının para politikasında gevşemeyi geciktirebileceği endişesini de beraberinde getirmektedir.

Petrol piyasasındaki durum çelişkili sinyaller içermektedir. Bir yandan ABD’deki hammadde stoklarının artması ve Hindistan’ın faiz artırımı sinyal vermesi gibi faktörler ekonomik yavaşlama veya talep zayıflığı endişelerini körüklerken, diğer yandan Ortadoğu krizi arz kesintisi riski nedeniyle fiyatları yukarı çekmektedir. ABD Hazinesi’nin tahvil geri alımlarını genişletmesi ise uzun vadeli faiz oranlarının kontrol altında tutulmasına yönelik bir çaba olarak okunmaktadır; bu durum hisse senedi piyasalarındaki volatiliteyi azaltabilir ancak kredi maliyetlerinin kalıcı yüksek seyretmesine neden olabilir.

Türkiye ve BIST Etkisi

Küresel enerji fiyatlarındaki artış, ithal enerji bağımlılığı nedeniyle Türkiye’de enflasyon beklentilerini yukarı yönlendiren temel faktör olmaya devam etmektedir. Ancak Türkiye-Suriye arasındaki fosfat ve elektrik ihracatı anlaşmaları, bölgesel ticaret dengesinde pozitif bir akış yaratmaktadır. Özellikle Suriye’ye yapılacak elektrik ihracatının üç katına çıkarılması hedefi, enerji sektöründeki şirketler için uzun vadeli gelir kalemi olarak değerlendirilebilir.

BIST’te ise kurumsal temellerdeki zayıflıklar dikkat çekmektedir. Doğuş Otomotiv’in satış ve kârlılığında yaşanan gerileme (satışlarda yüzde 18, brüt kârda yüzde 23 düşüş), otomotiv sektöründeki talep yavaşlamasını veya maliyet yapısındaki sıkıntıları işaret etmektedir. Bu tür şirket performansları, endeksin genel seyri üzerinde baskı unsuru olabilirken, TEHOL’ün PRZMA üzerindeki kontrolünü devralması gibi M&A (birleşme ve satın alma) hareketleri, piyasa likiditesinin belirli hisselere odaklanmasına neden olmaktadır. Küresel tahvil piyasasındaki satış baskısı, Türkiye’de de yabancı sermaye çıkışlarını tetikleyerek kur ve faiz üzerinde yukarı yönlü riskler barındırmaktadır.

Riskler ve Karşı Senaryo

Ana senaryoda jeopolitik gerilimlerin devam etmesi durumunda enerji fiyatlarının yüksek seyretmeye devam edeceği, bunun da küresel enflasyonu destekleyerek merkez bankalarının gevşeme adımlarını erteleyeceği öngörülmektedir. ABD Hazinesi’nin likidite desteği bu süreci yumuşatsa da, uzun vadeli borçlanma maliyetlerinin yüksek kalması hisse senedi değerlemeleri üzerinde baskı oluşturur.

Karşı senaryoda ise Ortadoğu’daki gerilimlerin beklenenden daha hızlı sönümlenmesi veya ABD-Canada ticaret anlaşmasının tarife endişelerini tamamen giderici şekilde sonuçlanması durumunda, risk iştahında ani bir toparlanma görülebilir. Bu durumda petrol fiyatlarındaki düşüş enflasyon beklentilerini hafifletecek ve merkez bankalarının faiz indirimlerine daha erken başlaymasına zemin hazırlayacaktır. Ancak bu senaryonun gerçekleşmesi, şu anki jeopolitik dinamiklerin seyrine bağlı olarak düşük olasılık taşıyor gibi görünmektedir.

Finansyum Sonucu

Piyasalar şu anda likidite desteği ile enflasyonist baskılar arasında sıkışmış durumda. ABD Hazinesi’nin tahvil geri alımlarını artırması kısa vadeli istikrar sağlasa da, Ortadoğu krizi ve enerji fiyatlarındaki artış uzun vadede faiz oranlarının yüksek kalmasını zorunlu kılıyor. Türkiye açısından bu durum, enflasyonla mücadelede para politikasının sıkı tutulma ihtimalini güçlendiriyor; ancak Suriye ile yapılan enerji anlaşmaları gibi bölgesel ticaret fırsatları yerel şirketler için alternatif büyüme kanalları sunuyor. Yatırımcılar, küresel risk iştahındaki dalgalanmalara karşı dikkatli olmalı ve enflasyon hassasiyeti yüksek sektörlerdeki şirketlerin finansal verilerini yakından izlemeli.

İlgili Finansyum kategorisi: Ekonomi ve Finans Haberleri

Dış veri takibi: küresel piyasa verileri

Finansyum Araştırma & Veri Ekibi

Yorum yapın