Jeopolitik riskler
Jeopolitik riskler açısından bu haber; BIST, kur, faiz, emtia ve küresel risk iştahı üzerindeki olası etkisiyle izlenmelidir.
Ne Oldu?
Küresel piyasalarda hakim olan ana tema, Orta Doğu’daki tırmanan jeopolitik gerilimin enerji arz güvenliği endişelerini yeniden gündeme getirmesi ve bunun enflasyonist baskıları tetiklemesi üzerine yatırımcıların güvenli limanlara yönelmesidir. Bu bağlamda altın fiyatları, ons bazında 4 bin 600 dolar seviyesinin üzerini test ederek tarihi zirveler arası bir seyir izlerken, Brent petrolün varil fiyatı da haftalık bazda yüzde 6’ya yakın artışla 95 dolar bandını denemiştir. Petrol piyasasındaki bu hareketlilik, Hürmüz Boğazı’ndaki askeri gerilim ve Irak’a ait tankerlere verilen geçiş izni gibi diplomatik gelişmelerle beslenmektedir. İran’ın bazı Irak petrol tankerlerine özel izin vermesi, bölgesel tansiyonun devam ettiği bir dönemde arz akışının tamamen kesilemeyeceğine dair sınırlı bir rahatlama sinyali verse de, genel risk algısını sıfırlamamıştır.
ABD tahvil piyasasında ise sert satış baskısı ve faizlerin yükselişi öne çıkmaktadır. ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,75 seviyesine yaklaşırken, 30 yıllık tahvil faizi yüzde 5,34 ile 2007’den bu yana en yüksek düzeylerini görmüştür. Bu durumun temelinde, hükümet harcamalarının kontrolsüz seyri ve kasım ayında gerçekleşecek ara seçimlerin yaratacağı politik belirsizlik yatmaktadır. ABD Hazinesi’nin uzun vadeli tahvil geri alım operasyonlarını artırma kararı piyasayı geçici olarak rahatlatsa da, kalıcı bir stabilite sağlamaktan uzaktır. Konut kredisi faiz oranlarının ise yıllık zirvelerde seyretmesi, Amerikan ekonomisindeki sıkı finansal koşulları teyit etmektedir.
Teknoloji sektöründe ise yapay zeka talebinin yarattığı yapısal değişim dikkat çekicidir. DRAM ve HBM bellek fiyatlarındaki tarihi yükseliş, özellikle DDR4 belleklerin spot piyasa fiyatının 2025 yılında yüzde 1568 artarak 22,85 dolara ulaşmasıyla teknoloji şirketlerinin maliyet yapısını zorlamaktadır. Bu durum, küresel teknoloji endüstrisinde kâr marjları üzerinde baskı unsuru olarak görünmektedir.
Piyasa Ne Fiyatlıyor?
Piyasalar şu anda “enflasyonun yeniden tetiklenmesi” ve “merkez bankalarının politika sıkılaştırması zorunda kalma riski” senaryosunu fiyatlamaktadır. Jeopolitik risklerin enerji maliyetlerini yukarı taşıması, ABD’de enflasyonun yavaşlama eğilimini tersine çevirebileceği endişesini doğurmuştur. Bu nedenle yatırımcılar, tahvil piyasasından çekilerek altın ve petrol gibi reel varlıklara yönelmektedir. Altının gram fiyatında 4 ayın ardından ilk kez 7 bin lira sınırını aşması, yurt içi enflasyon beklentilerinin de bu küresel akışla paralel olarak yukarı yönlü olduğunu göstermektedir.
Borsa İstanbul ise bu belirsizlik ortamında dengesini korumaya çalışmıştır. BIST 100 endeksi haftayı yüzde 2,42 artışla 14.514,82 puandan tamamlamıştır. Ancak bu yükselişin arkasındaki dinamikler karışıktır; sanayi ve mali sektörlerdeki kazançlar, teknoloji endeksindeki yüzde 4,76’lık gerileme ile gölgelenmiştir. Pasifik Eurasia Lojistik gibi lojistik hisselerindeki güçlü performans, jeopolitik risklerin taşıma maliyetlerini artırması nedeniyle bu sektöre yönelik talebin arttığını işaret ederken, Odine Teknoloji ve Kiler Holding gibi şirketlerdeki değer kayıpları ise sektörün iç dinamiklerine veya özel haber akışına bağlıdır.
Jackson Hole Sempozyumu’nda Fed yetkililerinin açıklamaları ve ABD’nin büyüme ile istihdam verileri, küresel likidite beklentilerini belirleyecektir. Eğer jeopolitik gerilimler çözülmeyip petrol fiyatları kritik 80-100 dolar bandının üzerine kalıcı olarak çıkarsa, Fed’in faiz indirimleri konusunda daha temkinli davranması muhtemeldir. Bu senaryo, gelişmekte olan piyasalar için sermaye akışlarında kısıtlayıcı bir etki yaratabilir.
Türkiye ve BIST Etkisi
Türkiye ekonomisi açısından jeopolitik riskler doğrudan enerji ithalat maliyetleri üzerinden enflasyonist baskıyı artıran bir faktördür. Petrol fiyatlarındaki yükseliş, döviz kuru beklentilerini de dolaylı yoldan destekleyen unsurlar arasındadır. Doların değer kaybına rağmen gram altının 7 bin lira sınırını aşması, kurun mutlak seviyesi ve küresel onsluk fiyatın bileşkesi olarak hareket ettiğini göstermektedir.
Borsa İstanbul’daki yapısal dönüşüm devam etmektedir. Teknoloji endeksindeki gerileme, yerli teknoloji şirketlerinin küres arz-talep dengesizlikleri veya rekabet koşulları nedeniyle baskı altında olduğunu düşündürürken, sanayi ve hizmetler sektörlerindeki artışlar reel ekonomideki toparlanma sinyalleri olarak okunabilir. ASELSAN’ın 1 trilyon 838 milyar 820 milyon lirayla en değerli şirket konumunu koruması, savunma sanayii ve stratejik sektörlere yönelik güvenin devam ettiğini gösterir. Tüpraş ve Koç Holding’in de yüksek piyasa değeriyle listede kalması, enerji ve konglomera sektörlerinin ağırlığını koruduğunu ortaya koymaktadır.
Enerji fiyatlarındaki volatilite, Türkiye’de enflasyon muhasebesi ve nakit akışı yönetimi açısından şirketler için kritik bir risk faktörüdür. Özellikle ithal girdi kullanan sanayi kuruluşları, maliyetlerini dengelemek için fiyat politikalarında sıkı durması gerekecektir. Bu durum, tüketici talebinin zayıflamasına ve reel büyümede yavaşlamaya yol açabilir.
Riskler ve Karşı Senaryo
Ana risk senaryosu, Orta Doğu’daki gerilimin beklenenden daha şiddetli bir şekilde genişlemesi ve Hürmüz Boğazı’nın fiziksel olarak kapanması veya ciddi şekilde kısıtlanmasıdır. Bu durumda petrol fiyatları 100 dolar bandını aşarak kontrolsüz bir yükselişe geçebilir. Böyle bir senaryoda küresel enflasyon yeniden tırmanır, merkez bankaları faiz indirimlerini iptal eder veya geciktirir. Türkiye’de bu durum, döviz kurlarında sert değer kayıplarına ve iç talebin çökmesine neden olabilir.
Karşı senaryo ise jeopolitik gerilimlerin diplomatik kanallardan (Irak-İran ilişkileri gibi) kontrol altına alınmasıdır. İran’ın Irak’a verdiği izin, bu yönde bir işaret olsa da kalıcılığı şüphelidir. Eğer ABD’nin tahvil geri alım operasyonları ve küresel merkez bankalarının müdahaleleri ile enerji arz güvenliği sağlanırsa, risk iştahı yeniden artar. Bu durumda altın fiyatlarında düzeltme gelirken, Borsa İstanbul’daki sanayi hisseleri daha güçlü bir toparlanma gösterebilir. Ancak ABD’nin ara seçimler öncesi mali disiplini koruyamaması durumunda, tahvil piyasasındaki satış baskısı devam edebilir ve küresel likidite sıkılığı sürer.
Finansyum Sonucu
Piyasa şu anda jeopolitik risklerin yarattığı enflasyonist şok ile ABD’nin yapısal mali sorunları arasındaki gerilimde dengelenmektedir. Altın ve petrolün yükselişi, reel varlıklara olan talebin arttığını gösterirken, tahvil faizlerindeki artış küresel borçlanma maliyetlerini yukarı çekmektedir. Türkiye için bu ortam, enflasyonla mücadelede dış şoklara karşı hassasiyeti artırır. Borsa İstanbul’daki performansın sürdürülebilirliği, jeopolitik risklerin azalması ve ABD’nin Jackson Hole sonrası politika netliğine kavuşmasına bağlıdır. Yatırımcılar, enerji fiyatlarındaki volatiliteye ve ABD tahvil piyasasındaki hareketlere karşı dikkatli olmalıdır.
İlgili Finansyum kategorisi: Ekonomi ve Finans Haberleri
Dış veri takibi: küresel piyasa verileri
