İçindekiler
Ne Oldu?

Küresel piyasalar, merkez bankalarının enflasyonla mücadeledeki kararlılığını yansıtan veriler ile jeopolitik risklerin etkileşimi içinde hareket ediyor. Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) eylül toplantı tutanakları, bölgedeki enflasyon baskısının beklenenden daha uzun sürebileceğini ve enerji fiyatlarının diğer ürünlere yayılma endişesi taşıdığını ortaya koydu. Bu gelişmeyle birlikte ECB yönetimi, yeni faiz artışlarını tamamen kapatmadı; üyelerin bir kısmı sonraki adımlar için açık kapı bırakırken, önceden belirlenmiş bir takvim açıklanmamasına yönelik görüş birliği sağlandı. Piyasaların odak noktası 29 Ekim’de alınacak karara çevrildi.

Benzer şekilde Singapur Para Makamı (MAS), güçlü ekonomik büyüme ve artan enflasyon riskleri nedeniyle para politikasını sıkılaştırma eğiliminde. Tüm analistler, MAS’ın 14 Ekim’deki toplantıda politika sıkılaştırmaya gideceğini öngörüyor. Singapur’un bu hamlesi, Orta Doğu çatışmasının tırmanması ve petrol fiyatlarındaki yükselişin temel enflasyonu körüklediği bir ortamda gerçekleşiyor. Bu durum, küresel merkez bankalarının “enflasyon tehlikesinin geçmediği” gerçeğini paylaştığını gösteriyor.
Jeopolitik alanda ise ABD-İran görüşmelerindeki ilerleme kayıtları, petrol fiyatlarında kısa vadeli bir düşüş yarattı. Ancak bu gerileme, Körfez’deki gerginliğin ve arz kesintisi riskinin devam ettiğini unutturmuyor. Petrolün düşmesi altın gibi güvenli liman varlıklarında doların zayıflamasıyla birlikte yükseliş getirdi. ABD’nin 10 yıllık tahvil getirilerindeki gerileme de bu dinamiği desteklerken, İngiltere’de devlet tahvili faizlerinin 19 yılın zirvesine çıkması uzun vadeli borçlanma maliyetlerindeki baskıyı vurguluyor.
Piyasa Ne Fiyatlıyor?
Piyasalar şu anda “daha yüksek for longer” (daha uzun süre daha yüksek) faiz beklentilerini fiyatlıyor. ECB’nin tutanakları ve Singapur’un sıkılaştırma sinyalleri, küresel enflasyonun yapışkanlığını onaylayarak merkez bankalarının gevşeme sürecini erteleyebileceği senaryosunu güçlendiriyor. Özellikle enerji fiyatlarının yarattığı ikincil enflasyon riski, para politikasının erken sonlandırılmasının tehlikeli olacağı algısını pekiştiriyor.
Teknoloji sektöründe ise OpenAI’nin gelir beklentilerinin altında kalması endişeleriyle çip üreticileri ve yapay zeka yatırımlarında bir soğuma yaşanıyor. Bu durum, teknolo hisselerinde satış baskısı yaratırken, küresel risk iştahını sınırlayan faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. Ancak bu negatif etki, altın gibi varlıklarda doların zayıflaması ve tahvil getirilerinin gerilemesiyle kısmen dengeleniyor. Yatırımcılar, jeopolitik belirsizlikler karşısında hem enflasyon koruyucu (altın) hem de likidite odaklı bir duruş sergiliyor.
İngiltere’deki uzun vadeli faiz zirvesi ise kamu maliyesine yönelik endişeleri tetikliyor. Banka Başkanı Bailey’nin güvenilir mali planlar çağrısı, yüksek borçlanma maliyetlerinin hükümetler üzerinde yarattığı baskıyı ve yatırımcıların daha yüksek getiri talep etme eğilimini gösteriyor. Bu bağlamda piyasalar, merkez bankalarının enflasyonla mücadelesinin yanı sıra, kamu finansmanının sürdürülebilirliği konusunda da hassas davrandığını fiyatlıyor.
Türkiye ve BIST Etkisi
Türkiye ekonomisi için bu gelişmeler doğrudan bir kur şoku yaratmasa da dolaylı yollardan etki ediyor. ECB’nin faiz artış sinyalleri ve Singapur’un sıkılaştırması, küresel likidite ortamının sıkı kaldığını gösteriyor. Doların haftalık yükseliş eğilimi devam ederken, ABD tahvil getirilerindeki dalgalanmalar gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde baskı unsuru olmaya devam ediyor.
Enerji fiyatlarındaki jeopolitik riskler, Türkiye’nin dış ticaret açığı ve enflasyon dinamikleri açısından kritik önem taşıyor. Petroldeki düşüş kısa vadeli nefes aldırsa da, Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim devam ettiği sürece enerji maliyetlerinde yukarı yönlü riskler korunuyor. Bu durum, TCMB‘nin para politikası kararlarında dikkatli ve verilerle hareket etme yaklaşımını sürdürmesini gerektiriyor.
Yerel piyasalarda ise TEFAS fon tasfiyesi sürecinin tamamlanması yatırımcı güveni açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Hazine ve Maliye Bakanı’nın açıkladığı gibi, 43 bin yatırımcının paralarının transfer edilmesi ve yeni düzenlemelerin hazırlanması, finansal istikrarın korunmasına yönelik somut adımlar. Ancak küresel risk iştahındaki dalgalanmalar (örneğin teknoloji hisselerindeki düşüş) BIST‘te dış sermaye akışını etkileyen faktörler arasında yer alıyor. Yatırımcılar, hem jeopolitik gelişmeleri hem de merkez bankalarının faiz kararlarını yakından izleyerek pozisyonlarını şekillendiriyor.
Riskler ve Karşı Senaryo
Ana senaryoda küresel enflasyonun yapışkanlığı nedeniyle merkez bankalarının sıkı para politikasını sürdüreceği, bunun da doların güçlü kalmasına ve gelişmekte olan piyasalarda volatiliteye yol açacağı öngörülüyor. Jeopolitik risklerin devam etmesi petrol fiyatlarını desteklemeye devam edebilir.
Karşı senaryoda ise ABD-İran görüşmelerinin beklenenden daha hızlı sonuçlanması ve Orta Doğu’da kalıcı bir ateşkesin sağlanması, petrol fiyatlarında sert düşüşlere neden olabilir. Bu durumda enflasyon beklentileri gerileyerek merkez bankalarının erken gevşeme sinyalleri vermesine zemin hazırlayabilir. Ayrıca OpenAI raporunun yarattığı teknoloji endişelerinin aşılması ve yapay zeka yatırımlarının devam etmesi, risk iştahını canlandırarak gelişmekte olan piyasalara sermaye girişi sağlayabilir. Bu senaryoda altın gibi güvenli liman varlıklarında gerileme, döviz kurlarında ise istikrar gözlemlenebilir.
Finansyum Sonucu
Piyasalar şu anda enflasyonun geçici değil kalıcı olma riskiyle yüzleşiyor. ECB ve Singapur’daki gelişmeler, küresel merkez bankalarının “enflasyon tehlikesinin henüz bitmediği” konusunda hemfikir olduğunu gösteriyor. Bu durum, faizlerin daha uzun süre yüksek kalacağını ve likidite ortamının sıkı olacağını işaret ediyor. Jeopolitik riskler ise petrol fiyatlarını destekleyen bir faktör olarak devam ederken, doların güçlenmesi gelişmekte olan piyasalar için dikkatli olmayı gerektiriyor.
Yerel bağlamda TEFAS sürecinin tamamlanması iç güveni artırıcı etki yaratırken, küresel risk iştahındaki dalgalanmalar (özellikle teknoloji sektöründeki düşüş) BIST‘te dış sermaye akışını etkileyebilir. Yatırımcılar için öncelikli odak noktası, merkez bankalarının faiz kararlarının enflasyon üzerindeki uzun vadeli etkisi ve jeopolitik gelişmelerin enerji maliyetlerine yansıması olmalı. Kısa vadede volatilite devam ederken, orta vadede enflasyondaki düşüşün kalıcılığı belirleyici olacaktır.
Kaynak: dunya.com