Hisse, fon veya piyasa aracı ara

Finansyum’da BIST hisseleri, TEFAS fonları ve analiz içeriklerine hızlıca ulaşın.

altın fiyatları

Altın fiyatları: Jeopolitik Riskler ve Dolar Zayıflaması

Altın fiyatları

Altın fiyatları açısından bu haber; BIST, kur, faiz, emtia ve küresel risk iştahı üzerindeki olası etkisiyle izlenmelidir.

Ne Oldu?

Küresel piyasalarda bu haftanın en belirgin hareketi, değerli metallerde yaşanan güçlü yükseliş dalgasıdır. Özellikle altın fiyatları, üç hafta aralıksız devam eden artışının ardından 3 ayın zirvesine ulaşmıştır. Bu durumun arkasında yatan temel makroekonomik dinamik, ABD Doları endeksinin haftayı yüzde 0,8 düşüşle 98,8 seviyesinde tamamlamasıdır. Doların zayıflaması ve uzun vadeli tahvil faizlerindeki geçici gerileme, dolar cinsinden fiyatlanan emtialar için doğal bir destek mekanizması oluşturmuştur. ABD Hazinesi’nin 10-30 yıl vadeli tahvillerde likiditeyi desteklemek amacıyla geri alım tutarını en az iki katına çıkaracağı açıklaması, piyasa psikolojisinde dolar talebini baskılayan bir unsur olarak değerlendirilmiştir.

Jeopolitik riskler ise bu finansal dinamikleri besleyen ikinci ana sütundur. Orta Doğu’daki tırmanan gerilimler ve İran’ın ABD yaptırımlarına karşı komşularını uyararak Hürmüz Boğazı’nın kapanması senaryosuna dair sinyalleri, enerji piyasalarında arz endişelerini canlı tutmaktadır. İran-Pakistan arasındaki askeri zirve gibi gelişmeler de bölgedeki güvenlik risk algısını yükseltmektedir. Bu jeopolitik gerginlikler, yatırımcıları güvenli liman arayışına iterek altın talebini artırmaktadır. Ancak aynı zamanda Fed’in enflasyonla mücadelesinde şahin bir tutum sergileyebileceğine dair beklentiler ve doların hala güçlü bir rezerv para olması durumu, emtia piyasasında satış baskısı unsuru olarak da işlev görmektedir.

Piyasa Ne Fiyatlıyor?

Piyasalar şu anda “enflasyonist jeopolitik riskler” ile “merkez bankası politikaları arasındaki gerilimi” fiyatlamaktadır. Altının ons fiyatında Ağustos ayında yüzde 13,8 değer kazanarak 4 bin 603 dolara yükselmesi, yatırımcıların hem fiziksel arz kısıtlarına hem de para politikasındaki yumuşama beklentilerine odaklandığını göstermektedir. Fed’in Temmuz toplantı tutanakları, enflasyonun hedefe gerilememesi halinde sıkılaştırma ihtimalini gündemde tutsa da, piyasa öncelikle doların zayıflamasını ve tahvil piyasasındaki likidite girişimini öne çıkarmıştır.

Ticaret alanında ABD-Kanada arasındaki görüşmelerin çökmesi ve karşılıklı tarifelerin başlaması, küresel ticaret akışında yeni bir korumacılık dalgasına işaret etmektedir. Bu durum, emtia fiyatlarında volatiliteyi artırıcı bir faktördür. Enerji sektöründe ise Fransa’nın nükleer enerjiye yatırım yapması gibi yapısal gelişmeler uzun vadeli arz dengelerini etkilerken, Orta Doğu gerilimi kısa vadeli petrol fiyatlarını yukarı itmektedir. Petrolün enflasyon üzerindeki etkisi, merkez bankalarının faiz politikalarını şekillendirmede kritik bir değişken olarak kalmaya devam etmektedir.

Türkiye ve BIST Etkisi

Türkiye için bu gelişmelerin aktarım kanalları doğrudan enerji maliyetleri ve kur dinamikleridir. Orta Doğu’daki gerilimlerin Hürmüz Boğazı üzerinden enerji arzına yansıma riski, Türkiye’nin dış ticaret açığındaki en büyük kalemlerden biri olan ham petrol ithalat maliyetlerini doğrudan etkiler. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın yaptığı açıklamalarla birlikte, Türkiye’nin elektrik kurulu gücünün temmuz ayında 126 bin 476 megavata yükseldiği ve bunun yüzde 62,8’inin yenilenebilir kaynaklardan geldiği belirtilmiştir. Güneş ve rüzgar enerjisinin toplam payının yüzde 33,8 olması, Türkiye’nin enerji bağımsızlığı açısından önemli bir adım olsa da, jeopolitik risklerin yaratacağı küresel fiyat artışları yerli üretim kapasitesinin yetersiz kaldığı durumlarda enflasyonist baskıyı artırabilir.

Borsa İstanbul (BIST) üzerinde bu ortamın etkisi karmaşıktır. Dolar endeksindeki düşüş, ihracatçı şirketler için gelirlerini döviz bazında değerlendirmelerinde avantaj sağlayabilirken, ithalatçı firmalar için hammadde maliyetleri açısından belirsizlik yaratmaktadır. Altının yükselişi, yerel piyasada da altın ve gümüş ağırlıklı hisselerde ilgiyi artırırken, jeopolitik risklerin artması genel olarak risk iştahını baskılayıcı bir etki yapar. Uzun vadeli tahvil faizlerindeki hareketlilik ise sermaye piyasalarında likidite tercihlerini etkileyerek hisse senedi ve tahvil arasındaki para akışında dalgalanmalara yol açabilir.

Riskler ve Karşı Senaryo

Ana tez, jeopolitik risklerin ve dolar zayıflamasının altını desteklemeye devam edeceği yönündedir. Ancak karşı senaryoda, Fed’in enflasyon verilerine bağlı olarak beklenenden daha agresif sıkılaştırma sinyalleri vermesi durumunda, dolar endeksinin yeniden güçlenmesi mümkündür. Doların güçlenmesi, emtia fiyatlarında özellikle altında düzeltme baskısı oluşturur. Ayrıca, ABD-Kanada ticaret savaşının küresel tedarik zincirlerine daha geniş çaplı yansımaları ve Çin’deki ekonomik verilerin beklentilerin altında kalması devam ederse, talep tarafındaki zayıflık emtia fiyatlarını aşağı çekebilir.

Jeopolitik risklerin ani bir şekilde gerilemesi de altın için olumsuz bir senaryodur. Eğer Orta Doğu’da diplomatik çözümler hızlanırsa veya Hürmüz Boğazı’ndaki tansiyon düşerse, “savaş primi” olarak fiyatlanan kısımlar piyasadan çekilebilir. Bu durumda altın fiyatlarındaki üç haftalık yükseliş serisi durabilir ve mevcut zirve seviyeleri direnç noktasına dönüşebilir. Ayrıca, ABD Hazinesi’nin tahvil geri alım operasyonlarının piyasa likiditesini kalıcı olarak artıramaması veya uzun vadeli faizlerin beklendiği gibi düşmemesi durumunda, doların zayıflama eğilimi kırılabilir.

Finansyum Sonucu

Piyasalar şu anda jeopolitik belirsizlikler ve makroekonomik veri akışının kesişim noktasında hareket etmektedir. Altındaki üç haftalık yükseliş serisi, sadece teknik bir momentum değil; doların zayıflaması, tahvil piyasasındaki likidite girişimi ve Orta Doğu risk priminin bileşkesidir. Yatırımcılar için kritik olan, Fed’in enflasyon verilerine tepkisinin jeopolitik risklerin yarattığı talep baskısını ne ölçüde gölgeleyeceğidir.

Türkiye açısından bakıldığında, enerji maliyetlerindeki küresel artışlar yerli üretim kapasitesinin (yenilenebilir enerji payının artması gibi) önemini daha da vurgulamaktadır. BIST’de dışa açık şirketlerin döviz gelirleri ile iç talebe dayalı sektörler arasındaki performans farkı belirleyici olacaktır. Altın fiyatlarındaki zirve seviyeler, kısa vadeli kar realizasyonlarına yol açsa da, jeopolitik risklerin devam etmesi ve dolar endeksinin zayıf seyretmesi durumunda orta vadede destek noktaları yüksek seyredecektir. Ticaret savaşlarının yaygınlaşması ise küresel büyüme beklentilerini düşürerek emtia talebini olumsuz etkileyebilecek bir risk unsuru olarak izlenmelidir.

İlgili Finansyum kategorisi: Ekonomi ve Finans Haberleri

Dış veri takibi: küresel piyasa verileri

Finansyum Araştırma & Veri Ekibi

Yorum yapın