Fed ve OVP
Küresel piyasaların odağı, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) 15-16 Eylül’de gerçekleştireceği FOMC toplantısına ve bu süreçte güçlenen faiz artışı beklentilerine kilitlendi. Fed Başkanı Kevin Warsh’un Jackson Hole’daki açıklamaları ile son gelen enflasyon verileri, piyasalarda politika faizinin 25 baz puan artırılacağı yönündeki fiyatlamayı pekiştirdi. Özellikle tüketici fiyat endeksinin (CPI) beklentilerin üzerinde gelmesi ve üretici fiyatlarının yükselişi, merkez bankasının sıkılaştırıcı duruşunu sürdürme ihtimalini artırdı. Bu ortamda dolar endeksi güç kazanırken, Avrupa Merkez Bankası‘nın (ECB) politikaları ve Lagarde’nin Fransa seçim tartışmalarına karışmasıyla başlayan ECB liderliği spekülasyonları da bölgesel para birimlerinde volatilite yaratıyor.
Yakın coğrafyada ise Türkiye ekonomisinin orta vadeli vizyonu netleşti. Resmi Gazete’de yayımlanan 2027-2029 dönemi Orta Vadeli Program (OVP), makroekonomik istikrar, mali disiplin ve fiyat istikrarının temel amaçlar olarak belirlendiğini gösterdi. Bu programın hayata geçirilmesi için AR-GE, yeşil dönüşüm ve iş gücü verimliliği gibi yapısal reformlara vurgu yapılması, uzun vadeli büyüme beklentilerini şekillendiriyor. Enerji sektöründe ise Türkiye-Azerbaycan arasındaki elektrik iletim hatları ve yeşil enerji koridoru projeleri, bölgesel entegrasyonun derinleştiğini ve tedarik güvenliğinin artırıldığını ortaya koyuyor.
Piyasa Ne Fiyatlıyor?
Piyasalar şu anda “daha uzun süre için daha yüksek faiz” senaryosu ile enflasyondaki direnci birlikte fiyatlıyor. ABD tahvillerinde 10 yıllık vadeli getirinin yükselmesi, staglasyon endişelerini de beraberinde getiriyor. Ancak ABD stoklarının hafifçe toparlanması hisse senedi piyasalarında kısa vadici bir rahatlama yarattı; S&P 500 ve Nasdaq endeksleri haftanın son gününde pozitif kapandı.
Kripto para piyasasında ise Fed’in sıkılaştırıcı politikası baskı unsuru olarak karşımıza çıkıyor. Bitcoin, kritik enflasyon verisi öncesi %6’lık bir düşüşle 77.000 doların altına geriledi. Faiz oranlarının yükselmesi, getirisi olmayan varlıklara olan talebi azalttığı için kripto paralar başta olmak üzere riskli varlıklar zayıf kalıyor. Altında ise yerel para birimi cinsinden değer kaybı yaşanırken, küresel bazda doların gücü altını baskılıyor. Borsa İstanbul‘da haftalık bazda pozitif kapanış yapılmasına rağmen, teknoloji hisselerindeki gerileme ve bazı büyük şirketlerdeki volatilite, yatırımcının Fed kararına kadar temkinli duruşunu koruduğunu gösteriyor.
Türkiye ve BIST Etkisi
Türkiye için OVP’nin yayımlanması, politika belirsizliğini azaltıcı bir unsur olarak değerlendiriliyor. Programın mali disiplin ve fiyat istikrarı odaklı olması, döviz kurlarındaki oynaklığın yönetilebilirliği açısından güven verici bulunuyor. Ancak küresel likidite sıkışıklığı ve yüksek faiz ortamı, Türkiye’nin dış finansman ihtiyacını karşılamada zorluk yaratabilir. Doların güçlenmesi yerel enflasyon beklentilerini yukarıda tutma riski taşıyor.
Borsa İstanbul‘da haftayı %3,25 artışla kapatan BIST 100 endeksi, sanayi ve mali sektörlerin güçlü performansına borçlu. Pasifik Teknoloji gibi hisselerdeki sert yükselişler ile ASELSAN’ın piyasa değerindeki konumu, yerel yatırımcının reel varlıklara ve ihracat odaklı şirketlere yönelimini destekliyor. Altında yaşanan gerileme ise altın fiyatlarının dolar bazlı güçlenmesiyle birlikte yerel cinsinden daha az prim yapmasına neden oluyor. Enerji sektöründe Türkiye-Azerbaycan işbirliği projeleri, uzun vadede enerji maliyetlerinin düşürülmesi ve dışa bağımlılığın azaltılması açısından stratejik bir adım olarak takip ediliyor.
Riskler ve Karşı Senaryo
Ana risk senaryosu, Fed’in beklenenden daha agresif sıkılaştırma yapması veya enflasyon verilerinin beklentilerin çok üzerinde gelmesi durumunda küresel likiditenin hızla çekilmesi olabilir. Bu durumda gelişmekte olan piyasa para birimleri ve hisse senetleri sert baskı altında kalabilir. Ayrıca Japonya’nın dev emeklilik fonu GPIF’in ABD tahvillerinde satışa gitme ihtimali, küresel faiz oranlarını daha da yukarı iterek doları güçlendirebilir.
Karşı senaryo olarak ise enflasyon verilerinin beklentilerin altında gelmesi ve Fed’in “duraksama” sinyali vermesi mümkündür. Bu durumda risk iştahı artar, kripto paralar ve gelişmekte olan piyasa varlıklarında toparlanma yaşanabilir. Türkiye açısından olumlu bir karşı senaryo ise OVP’nin uluslararası yatırımcılar tarafından güven kaynağı olarak görülüp sermaye girişlerini tetiklemesidir. Ancak bu senaryonun gerçekleşmesi için küresel risk iştahının iyileşmesi ve petrol fiyatlarının düşüş eğilimine girmesi gerekir.
Finansyum Sonucu
Piyasalar şu anda Fed’in gelecek hafta alacağı kararın “son hamle” mi yoksa “başlangıç mı” olduğu konusunda netleşmeye çalışıyor. OVP’nin yayımlanması Türkiye için kurumsal bir güvence sağlasa da, küresel likidite sıkışıklığı yerel piyasalarda yukarı yönlü riskleri devam ettiriyor. Yatırımcılar için kritik olan nokta, Fed’in politika metnindeki dil ve enflasyon verilerinin seyri. Kısa vadede volatilitenin yüksek kalması beklenirken, orta vadede OVP’nin getireceği yapısal reformların reel sektördeki karlılığı desteklemesi muhtemel. Enerji projelerinin ilerleyişi ise bölgesel istikrar için önemli bir dayanak noktası olarak izlenmeli.
