Ne Oldu?
Küresel piyasalar bu saatte jeopolitik riskler ile para politikası beklentileri arasındaki gerilimle hareket ediyor. Orta Doğu’daki gelişmelerin yarattığı tansiyon, Brent petrolün 97 doların üzerinde seyretmesine ve yatırımcıların enerji maliyetlerinin enflasyon üzerindeki etkisini yeniden fiyatlamasına neden oluyor. Bu ortamda ABD’nin güçlü istihdam verileri, Fed’in eylül ayında faiz artırabileceği beklentisini güçlendiriyor. Yatırımcılar aynı anda hem yüksek petrol fiyatlarının büyüme riskini hem de sıkı para politikasının likiditeyi kısıtlama tehdidini değerlendiriyor. Asya borsalarında belirgin bir ortak yön görülmezken, Avrupa temkinli seyrediyor ve ABD vadelileri hafif ekside kalıyor.
Japonya Merkez Bankası’nın (BOJ) gelecekteki faiz artışlarına yönelik küçük adımlar atma ihtimali üzerine analizler öne çıkarken, Japon yeninin yedi aylık zirvesine ulaşması carry trade piyasalarında dalgalanmaya yol açıyor. Bu durum, gelişmekte olan piyasa para birimleri üzerinde baskı unsuru olarak izleniyor. Diğer yandan Kanada’nın ABD’ye karşı uyguladığı misilleme gümrük vergilerinin yürürlüğe girmesiyle ticaret gerilimi tırmanırken, Çin’in yüksek teknoloji talebine dayalı ihracat artışı küresel üretim dinamiklerine dair ipuçları veriyor.
Türkiye açısından ise Ticaret Bakanlığı’nın açıkladığı verilere göre ağustos ayında ihracatta güçlü bir toparlanma yaşandığı görülüyor. Yılın ilk 8 aylık döneminde toplam ihracat yüzde 4 oranında artış göstererek 185 milyar dolara ulaşırken, yıllıklandırılmış ihracat yüzde 4,2 oranında büyüme kaydederek 280,3 milyar dolara ulaştı. Ağustos ayındaki yüzde 8,1’lik artışla 23,5 milyar dolarlık ihracatta İstanbul, Kocaeli ve İzmir gibi büyük sanayi şehirleri öne çıkıyor.
Bu veriler, dış talebin direncini gösterirken, iç talep tarafında ise Koç Holding’in Tüpraş’taki pay satış sürecinin tamamlanması gibi kurumsal gelişmeler BIST’teki likidite yapısını etkileyen detaylar arasında yer alıyor.
Piyasa Ne Fiyatlıyor?
Piyasalar şu anda “stagflasyon riski” ile “faiz üstü beklentisi” arasındaki ikilemi fiyatlıyor. Petrolün 100 dolar sınırına yaklaşması, merkez bankalarının enflasyonla mücadelede daha agresif olmasını gerektirebileceği endişesini canlı tutuyor. Özellikle ABD istihdam verilerinin güçlü gelmesi, Fed’in eylül toplantısında faiz artırma ihtimalini artırdığı için uzun vadeli tahvil getirilerini yukarı itiyor. Bu durum, risk varlıkları üzerinde satış baskısı yaratıyor. Yatırımcılar, enerji maliyetlerindeki artışın tüketici fiyatlarına yansıyıp enflasyonun yapışkan hale gelip gelmeyeceğini izliyor.
Jeopolitik riskler ise petrolün yanı sıra altın gibi güvenli limanlara olan ilgiyi artırırken, dolar endeksinde de yukarı yönlü baskı oluşturuyor. Japon yeninin değer kazanması, düşük faizli para birimlerinden yüksek getirili varlıklara kayan sermayenin (carry trade) geri çekilmesine işaret ediyor. Bu likidite daralması, gelişmekte olan piyasa hisseleri ve tahvilleri için risk primi artışı anlamına gelebilir. Kanada-ABD ticaret savaşının genişlemesi ise küresel tedarik zincirlerinde yeni maliyetler doğurarak enflasyonist baskıyı derinleştirebilecek bir unsura dönüşüyor.
Türkiye ve BIST Etkisi
küresel enflasyonist şoklar, Türkiye gibi dışa açık ekonomilerde döviz kuru ve faiz beklentilerini doğrudan etkiliyor. Petrol fiyatlarındaki artış, ithalat maliyetlerini artırarak cari işlemler dengesi üzerinde baskı oluşturabilir. Ancak ağustos ayındaki güçlü ihracat verileri (yüzde 8,1’lik aylık artış ve 23,5 milyar dolarlık hacim), döviz girişini destekleyerek kur üzerindeki baskıları kısmen dengeleyebilir. Yılın ilk 8 ayında yüzde 4 oranında büyüyen toplam ihracat (185 milyar dolar) ve yıllıklandırılmış yüzde 4,2’lik artış (280,3 milyar dolar), dış talebin Türkiye ekonomisi için bir tampon görevi gördüğünü gösteriyor.
Borsa İstanbul’daki hareketlilik ise küresel risk iştahı ile yerel likidite dinamiklerinin kesişiminde şekilleniyor. Koç Holding’in Tüpraş’taki pay satışının tamamlanması, enerji sektöründeki mülkiyet yapısında netlik sağlarken hisse akışını etkileyen kurumsal bir gelişme olarak değerlendiriliyor. LDR Turizm gibi şirketlerdeki temettü düzenlemeleri ise bireysel yatırımcı ilgisini yönlendiriyor. Ancak küresel faiz beklentilerindeki yükseliş, BIST’te reel getiri hesaplamalarını zorlaştırıyor.
Dolar endeksindeki güçlenme ve carry trade geri çekilmeleri, yabancı sermaye akışında temkinli bir yaklaşımın devam etmesine neden olabilir. Bu nedenle BIST’teki seyir, küresel risk algısının iyileşip iyileşmediğine ve yerel enflasyon verilerinin beklentileri karşılayıp karşılamadığına bağlı olarak volatilite gösterebilir.
Riskler ve Karşı Senaryo
Ana senaryoda petrol fiyatlarının jeopolitik gerilim nedeniyle yüksek seyretmeye devam etmesi, Fed’in sıkı politikasını sürdürmesini gerektiriyor. Bu ortamda gelişmekte olan piyasalarda para birimleri zayıflayabilir ve borçlanma maliyetleri artabilir. Türkiye için bu durum, TCMB’nin faiz kararlarında daha uzun süre sıkı duruş sergilemesine neden olabilir.
Karşı senaryoda ise Orta Doğu’daki gerilimin beklenenden hızlı şekilde sakinleşmesi veya ABD istihdam verilerindeki soğuma sinyalleriyle Fed’in eylülde faiz artırmaktan vazgeçmesi risk iştahını canlandırabilir. Petrol fiyatlarının düşüşü, enflasyon beklentilerini hafifleterek merkez bankalarına daha esnek bir politika izleme alanı açar. Bu durumda gelişmekte olan piyasalara yönelik sermaye akışları hızlanabilir ve döviz kurlarındaki baskılar azalır. Türkiye açısından bu senaryo, ihracat rekabet gücünü korurken enflasyonla mücadelede daha geniş bir politika yelpazesi sunabilir. Ancak ticaret savaşlarının tırmanması gibi jeopolitik şoklar, küresel büyüme beklentilerini aşağı yönlü revize ederek bu iyimser senaryoyu geçersiz kılabilir.
Finansyum Sonucu
Piyasalar şu anda enerji fiyatlarındaki yapısal yükseliş ve ABD para politikası belirsizliği arasında sıkışmış durumda. Türkiye için kritik olan nokta, dış talebin gücünün (yüzde 8,1’lik ihracat artışı gibi) içteki enflasyonist baskıları karşılayıp karşılamayacağıdır. Petrolün yüksek seyri cari açık riskini artırırken, güçlü ihracat bu açığı daraltmada belirleyici rol oynuyor. Yatırımcılar için öncelikli odak noktası, Fed’in eylül toplantısı sonrası netleşecek politika sinyali ve jeopolitik gelişmelerin petrol arzına etkisidir.
BIST’te temkinli bir seyir devam ederken, kurumsal likidite akışları (Tüpraş işlemi gibi) sektörel ayrışmayı derinleştirebilir. Düşük hacimli Asya seansı sonrası gelecek ABD verileri, küresel risk algısını yeniden tanımlayacaktır.
