Hisse, fon veya piyasa aracı ara

Finansyum’da BIST hisseleri, TEFAS fonları ve analiz içeriklerine hızlıca ulaşın.

foreks analizi

Foreks Analizi: Kur, Faiz ve Küresel Risk İştahı – 03.10.2026

Hazırlayan: Yayımlandı: 3 Ekim 2026 10:04 Güncellendi: 3 Ekim 2026 11:18

Döviz Piyasası Görünümü

foreks analizi Finansyum

foreks analizi: Ekim ayının ilk haftasında küresel ve yerel piyasalarda yaşanan gelişmeler, döviz kurlarındaki volatiliteyi korumaya devam ediyor. 3 Ekim Cumartesi itibarıyla piyasa verileri, doların 49,1263 liradan alış, 49,1791 liradan satış işlemi gördüğünü ve Euro’nun ise 55,3190 TL seviyesinde seyrettiğini göstermektedir. Bu kur hareketleri, sadece teknik bir fiyatlamayı değil, aynı zamanda küresel likidite akışındaki değişimleri de yansıtmaktadır. Özellikle ABD Merkez Bankası (Fed) politikalarına yönelik belirsizlikler ve jeopolitik risklerin devam etmesi, doların güvenli liman statüsünü korumasına neden olmaktadır.

foreks analizi

Küresel çapta gözlemlenen en önemli dinamiklerden biri, altın fiyatlarındaki sert düşüş trendidir. Ons altın, haftayı yüzde 3,37 kayıpla 4.140,68 dolardan tamamlamış ve son altı aylık düşüşün büyüklüğü yüzde 11,41’e ulaşmıştır. Bu durumun temelinde, doların güçlenmesi ve uzun vadeli ABD tahvil faizlerindeki yükseliş yatmaktadır. Fed’in gelecekteki faiz politikasına dair beklentilerdeki değişim, altın gibi getirisi olmayan varlıklar üzerindeki baskıyı artırmaktadır. Doların güçlenmesi, diğer tüm pariteler üzerinde dolaylı bir baskı unsuru olarak işlev görmektedir.

Kripto para piyasalarında da benzer şekilde dengelerin yeniden şekillendiği görülmektedir. Bitcoin, Cuma günü 87 bin doların üzerine çıkmasının ardından cumartesi sabahına doğru 84 bin 561 dolara kadar gerilemiştir. Bu hareketlilikte ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’nun (SEC) kurumsal yatırımcıların önünü açabilecek yeni düzenleme önerileri belirleyici rol oynamaktadır. Kurumsal ilginin artması beklenirken, mevcut fiyatlamada satış baskısının hakim olduğu anlaşılmaktadır. Bu durum, risk iştahındaki dalgalanmanın sadece geleneksel varlıkları değil, dijital varlıkları da doğrudan etkilediğini göstermektedir.

Yurt içinde ise para piyasası fonlarından yaşanan çıkışlar, likidite tercihlerinin hızla değiştiğine işaret etmektedir. Goldman Sachs analistlerinin verilerine göre, bu ay içerisinde para piyasası fonlarından gerçekleşen 13 milyar dolarlık çıkışın yaklaşık yarısı yurtiçinde döviz ve altın mevduatına yönelmiştir. Özellikle 28 Eylül itibarıyla Türk lirası mevduatların bir önceki haftaya kıyasla 7 milyar dolar artış göstermesi, yatırımcının risk algısındaki değişimi ortaya koymaktadır. Döviz mevduatlarının ise parite etkisinden arındırılmış bazda 1.3 milyar dolarlık bir artış kaydettiği belirtilmektedir. Bu likidite akışı, TL’nin değerinde oluşabilecek baskıyı doğrudan etkileyebilecek önemli bir faktördür.

Faiz ve Merkez Bankası Dinamikleri

Merkez bankalarının faiz politikaları, döviz kurlarının belirlenmesindeki en kritik yapı taşlarından biri olmaya devam etmektedir. ABD’de eylül ayı tarım dışı istihdam artışının 29 bin kişiyle beklentilerin altında kalması, Fed’in ekim ayında faiz artıracağına yönelik piyasa beklentilerini zayıflatmıştır. Ancak bu verinin olumlu yanı, tahvil faizleri ve petrol fiyatlarındaki gerilemenin desteklediği alımlarla Borsa İstanbul’daki pozitif seyri de beraberinde getirmiştir. BIST 100 endeksinin günü yüzde 0,17 değer kazanarak 12.270,18 puandan tamamlaması, yerel yatırımcının küresel verilerle uyum içinde hareket ettiğini göstermektedir.

Ancak Fed’in geleceği konusunda hala belirsizlikler bulunmaktadır. Bazı Fed yetkilileri, enflasyonun hızlanmaması durumunda faiz artırımı yapması gerektiğine dair sinyaller vermeye devam etmektedir. Özellikle Logan’ın temmuz toplantısı öncesi yaptığı faiz artırımı çağrısı ve Jefferson’un benzer açıklamaları, piyasalarda “higher for longer” (daha uzun süre yüksek) senaryosunun hala masada olduğunu hatırlatmaktadır. Bu durum, dolar endeksinin zayıflamasına rağmen sert düşüşler yaşamadan dirençli bir seyir izlemesine neden olmaktadır.

Euro Bölgesi’nde ise enflasyonun haziranda yüzde 2,8’e gerilemesi, Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) politika kararları üzerinde etkili olmaya devam etmektedir. Enflasyondaki düşüş trendi, ECB’nin faiz indirimlerine daha hızlı gidebileceği beklentisini güçlendirmektedir. Bu durum, EUR/USD paritesinde aşağı yönlü baskı yaratırken, dolaylı yoldan EUR/TL üzerinde de etki yapmaktadır. Euro Bölgesi’ndeki enflasyon verileri ile ABD’nin faiz beklentileri arasındaki makasın açılması, para akışının yönünü belirlemede kilit rol oynamaktadır.

Petrol piyasasındaki gelişmeler de dolaylı yoldan merkez bankalarının enflasyon hedeflemesini etkilemektedir. Orta Doğu’dan petrol ihracatının savaş öncesi seviyelerin yüzde 80’ine toparlanmış olması, arz tarafında normalleşme sinyalleri verse de fiyatlar üzerindeki baskı azalmamıştır. Tanker sıkıntısı, Hürmüz’deki güvenlik riski ve rekor navlun maliyetleri, Brent petrolün varil fiyatını 102,72 dolar seviyesinde tutmaktadır. Yüksek enerji fiyatları, küresel enflasyon beklentilerini yukarıda tutarak merkez bankalarının temkinli kalmasını zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda, Fed’in hâlâ faiz artırması gerekebileceği yönündeki görüşler, doların güçlü seyretmesini destekleyen temel faktörlerden biri olarak kalmaya devam etmektedir.

Ana Pariteler ve TL

Dolar/TL paritesinde 49,12-49,18 bandındaki hareket, hem yerel likidite dinamiklerini hem de küresel dolar endeksinin gücünü yansıtmaktadır. Döviz kurlarında yaşanan hareketlilik, yatırımcıların ve iş insanlarının takibini yoğunlaştırmıştır. Özellikle fonlardan çıkan paraların döviz mevduatına yönelmesi, kısa vadede kur üzerinde yukarı yönlü baskı unsuru olarak değerlendirilmektedir. Ancak uzun vadeli trendin belirlenmesinde ise ABD tahvil faizlerindeki seyir daha belirleyici olacaktır.

Euro/TL paritesinde 55,31 TL seviyesindeki fiyatlaması, EUR/USD’daki zayıflığı ve USD/TRY’deki direnci dengelerken, yatırımcıya alternatif bir değerlendirme alanı sunmaktadır. Euro Bölgesi’ndeki enflasyon verilerindeki düşüş eğilimi, Euro’nun dolar karşısında değer kaybetmesine neden olurken, bu durum TL cinsinden fiyatlamada daha sınırlı bir etki yaratmıştır. Bunun nedeni, USD/TRY paritesindeki güçlü dolar etkisinin, EUR/USD’daki zayıflığı kısmen telafi etmesidir.

Altın piyasasındaki son altı ayda yüzde 11,41’lik düşüş, yatırımcının risk iştahını ve getiri tercihlerini değiştirmiştir. Ons altının 4.140,68 dolar seviyesinde işlem görmesi, doların güçlenmesiyle birlikte değerli metalin cazibesini azalttığını göstermektedir. Bu durum, TL cinsinden altın fiyatlamasında da baskı unsuru olarak işlev görmektedir. Ancak Türkiye’de döviz mevduatına olan talebin artması, yatırımcının kur riskine karşı korunma ihtiyacını koruduğunu ortaya koymaktadır.

Borsa İstanbul’daki seyir ise daha dengeli bir profil çizmektedir. BIST 100 endeksinin günü alıcılı kapaması ve turizm sektörünün yüzde 3,43 ile en çok kazandıran sektör olması, yerel piyasada belirli alanlarda likiditeye devam edildiğini göstermektedir. Bankacılık endeksindeki yüzde 0,38’lik değer kaybı ise finansal kurumlardaki temkinli yaklaşımı yansıtmaktadır. Finansal kiralama faktoring sektöründeki yüzde 7,13’lük kayıp, bu alandaki likidite sıkışıklığına işaret etmektedir.

Kripto para piyasalarında Bitcoin’in 84 bin dolar seviyesindeki fiyatlaması, kurumsal yatırımcıların SEC düzenlemelerine yönelik beklentilerini yansıtmaktadır. Bu varlık sınıfındaki volatilite, geleneksel döviz kurlarıyla doğrudan bir korelasyon olmasa da, genel risk algısını etkileyerek dolaylı yoldan döviz talebini şekillendirmektedir. Özellikle ABD’deki düzenleyici belirsizlikler, kripto paraların güvenli liman olarak görülme potansiyelini sınırlamaktadır.

Risk Senaryoları

Küresel piyasalardaki en büyük risk unsurlarından biri, jeopolitik gerilimlerin petrol fiyatları üzerindeki etkisinin devam etmesidir. Orta Doğu’daki güvenlik endişeleri ve Hürmüz Boğazı’ndaki tanker sıkıntısı, enerji maliyetlerini yüksek tutarak küresel enflasyon beklentilerini yukarıda tutmaktadır. Bu durum, merkez bankalarının para politikalarında gevşemeyi geciktirmesine neden olabilir. Yüksek petrol fiyatları, tedarik zinciri sorunlarını derinleştirerek enflasyonist baskıyı sürdürmektedir.

ABD’de veri beklenmedik şekilde zayıf çıkması durumunda, dolar endeksinde ani düzeltmeler yaşanabilir. Ancak Fed yetkililerinin faiz artırımı sinyalleri, bu tür düşüşleri sınırlamaktadır. Özellikle enflasyonun hızlanmaması durumunda bile faiz artırımı yapma ihtimali, piyasalarda bir “bekleme” moduna neden olmaktadır. Bu belirsizlik, yatırımcıların pozisyonlarını sıkça yeniden dengelemesine yol açarak volatiliteyi artırmaktadır.

Yurt içinde ise para piyasası fonlarından devam eden çıkışlar, likidite riskini gündemde tutmaktadır. 13 milyar dolarlık çıkışın yarısının döviz ve altın mevduatına yönelmesi, bankacılık sistemindeki likidite yapısını değiştirmektedir. Özellikle kısa vadeli fonların çekilmesi, uzun vadeli yatırım kararlarını etkileyebilir. Bu durumun TL’nin değerinde oluşabilecek baskıyı artırması muhtemeldir.

Kripto para piyasalarındaki düzenleyici belirsizlikler de bir diğer risk unsurudur. SEC’in yeni düzenleme önerileri, kurumsal yatırımcıların girişini hızlandırabilir ancak mevcut belirsizlik nedeniyle fiyatlamada dalgalanmalar devam etmektedir. Bu durum, dijital varlıklara yönelik talebin istikrarsızlığını korumaktadır.

Avrupa’daki veri merkezlerine yönelik halk muhalefeti de yatırımları olumsuz etkilemektedir. Avrupa’da 42 milyar dolarlık yatırımın gecikmesi veya iptali, teknoloji sektöründeki büyüme beklentilerini düşürebilir. Bu durum, küresel teknoloji hisselerinde baskı yaratarak risk iştahını zayıflatabilir.

Finansyum Değerlendirmesi

Döviz piyasalarında yaşanan gelişmeler, hem yerel hem de küresel faktörlerin karmaşık bir etkileşimi sonucunda şekillenmektedir. Doların 49,12-49,18 bandında seyretmesi ve Euro’nun 55,31 TL seviyesinde işlem görmesi, mevcut dengelerin hassas olduğunu göstermektedir. Altın fiyatlarındaki düşüş trendi ve Bitcoin’deki volatilite, yatırımcıların risk algısındaki değişimi yansıtmaktadır.

Para piyasası fonlarından çıkan paraların döviz mevduatına yönelmesi, kısa vadede kur üzerinde baskı unsuru olarak değerlendirilmektedir. Ancak uzun vadeli trendin belirlenmesinde ABD’nin faiz politikaları ve jeopolitik gelişmeler daha belirleyici olacaktır. Fed’in temkinli duruşu ve Euro Bölgesi’ndeki enflasyon verileri, para akışının yönünü etkilemeye devam edecektir.

Yurt içinde Borsa İstanbul’daki dengeli seyir, yerel yatırımcının küresel verilere uyum sağladığını göstermektedir. Ancak likidite tercihlerindeki değişim ve jeopolitik risklerin devam etmesi, piyasalarda volatilitenin korunacağını işaret etmektedir. Yatırımcıların bu süreçte veri akışını yakından takip etmeleri ve risk yönetimini ön planda tutmaları önemlidir.

Kripto para piyasalarındaki düzenleyici gelişmeler ve petrol fiyatlarındaki jeopolitik baskılar, küresel likiditeyi etkilemeye devam edecektir. Bu faktörlerin döviz kurlarına dolaylı yansımaları değerlendirilirken, yerel ekonomik veriler de dikkatle izlenmelidir. Piyasaların dinamik yapısı içinde esnek ve veriye dayalı bir yaklaşım benimsenmesi, belirsizliklerle başa çıkmada etkili olacaktır.

—

Finansyum Analiz Ekibi

Finansyum Araştırma & Veri Ekibi

Yorum yapın