Jeopolitik Risk
Küresel piyasalarda hakim olan temel dinamik, Ortadoğu’daki ABD-İran çatışması ve İsrail-Hezbullah geriliminin tırmanmasıyla beslenen jeopolitik risk algısı ile gelişmekte olan dolar zayıflığı arasındaki karmaşık etkileşimdir. CNBC Markets verilerine göre bölgedeki askeri gerilim, özellikle enerji piyasalarında arz endişelerini artırarak Avrupa doğal gaz fiyatlarının çok yıllık zirvelere yakın seviyelere çıkmasına neden olmuştur. Bu durum, küresel enflasyon beklentilerini yeniden şekillendirirken, aynı zamanda risk iştahını baskılayan bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır.
Diğer yandan, döviz piyasalarında doların zayıf seyretmesi dikkat çekmektedir. UBS’nin güçlü istihdam verileri sonrası 2026 yılında iki faiz artışı öngörmesi ve Sterling’in Fed faiz beklentilerine bağlı olarak yükselişi, dolar endeksinde baskı yaratmaktadır. Japon Yeni’sinin BoJ faiz artırımı spekülasyonları nedeniyle değer kazanması da doların genelinde gerilediğini göstermektedir. ING analistleri, küresel hisse senedi piyasaları ile dolar arasındaki ters korelasyonun şu anki en güçlü seviyede olduğunu belirtmekte ve bu durumun doların petrol fiyatlarıyla olan bağlantısından daha baskın olduğunu vurgulamaktadır.
Piyasa Ne Fiyatlıyor?
Piyasalar, ABD’nin Cuma günü açıklayacağı TÜFE verisi öncesi temkinli bir tutum sergilemektedir. Ancak Bernstein’in uyarısı da bu atmosferi güçlendirmektedir: Yükselen ABD tahvil getirileri, Asya hisseleri için hala hafife alınan bir risk unsuru olarak fiyatlanmaktadır. Bu bağlamda yatırımcılar, hem jeopolitik şoklara karşı güvenli liman arayışı içindeyken hem de ABD’nin sıkı para politikası beklentilerinden kaynaklanan getiri artışının gelişmekte olan piyasalar üzerindeki baskısını ölçmektedir.
Emtia tarafında ise altın ve gümüşün kritik eşiklerin üzerinde seyretmesi, jeopolitik risklere karşı güvenli liman talebini doğrulamaktadır. Demir cevheri fiyatlarının Çin’deki tatil öncesi stok alımları ve artan taşımacılık maliyetleri ile yükselişi, küresel üretim beklentilerindeki iyimserliğin sınırlı da olsa devam ettiğini göstermektedir. Ancak enerji piyasalarındaki gerilim, bu talebin maliyet tarafında enflasyonist bir etki yaratma potansiyeline sahiptir.
Türkiye ve BIST Etkisi
Türkiye ekonomisi için bu gelişmelerin aktarım kanalları doğrudan değildir ancak dolaylı yollardan hissedilmektedir. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın açıkladığı, KOSGEB eliyle yürütülen Küresel Rekabetçilik Destek Programı kapsamında 75 milyon liraya kadar kredi imkanı sunan yeni destek paketi, yerel şirketlerin likidite ihtiyaçlarını karşılamada önemli bir rol oynamaktadır. Bu paketin geri ödemesiz finansman desteği ve KGF kefaleti içermesi, ihracat yapan ve yüksek katma değerli üretim yapan KOBİ’ler için rekabet gücünün artırılmasını hedeflemektedir.
Küresel dolar zayıflığı, Türkiye gibi gelişmekte olan piyasalar için genellikle olumlu bir sinyal olarak değerlendirilir; çünkü bu durum sermaye girişlerini kolaylaştırabilir ve cari açık finansman ihtiyacını hafifletebilir. Ancak Ortadoğu’daki gerilimin enerji fiyatlarını yukarı taşıması, Türkiye’nin ithalat maliyetleri üzerinden enflasyon baskısını artırma riski taşımaktadır. Asya piyasalarının teknoloji hisseleriyle liderlik etmesi ve ABD’de ise enerji sektörünün öne çıkması, küresel sermayenin sektörel rotasyonunu göstermektedir; bu durum BIST’ta da benzer sektörel farklılaşmalara yol açabilir.
Riskler ve Karşı Senaryo
Ana senaryoda doların zayıflığı devam ederken jeopolitik risklerin kontrollü bir şekilde fiyatlanması beklenir. Ancak karşı senaryo, Ortadoğu’daki çatışmanın genişlemesi halinde enerji fiyatlarının daha da sert yükselmesi ve bu durumun ABD’de enflasyon beklentilerini yukarı çekerek Fed’in sıkı para politikasını sürdürme eğilimini güçlendirmesidir. Bu durumda dolar yeniden güçlenebilir, küresel risk iştahı hızla azalabilir ve gelişmekte olan piyasalarda sert sermaye çıkışları görülebilir. Bernstein’in uyarısı da bu senaryonun Asya hisseleri için ciddi bir başlangıç noktası olabileceğini işaret etmektedir.
Finansyum Sonucu
Piyasalar şu anda jeopolitik risk ve makroekonomik politika beklentileri arasında sıkışmış durumda. Doların zayıflığı kısa vadede gelişmekte olan piyasalara nefes aldırabilirken, enerji fiyatlarındaki yükseliş enflasyonist baskıları devam ettirmektedir. Türkiye’deki KOBİ destek paketleri yerel reel ekonomiye yönelik olumlu bir adımdır ancak küresel risk algısındaki ani değişimler döviz kurları ve faiz oranları üzerinden hızlıca yansıyabilir. Yatırımcılar, Cuma günü açıklanacak ABD enflasyon verilerinin doların yönünü belirlemede kritik bir dönüm noktası olacağını göz önünde bulundurmalı; jeopolitik risklerin fiyatlanma sürecindeki belirsizliği dikkatli takip etmelidir.
