İçindekiler
Küresel Piyasa Görünümü

küresel borsa analizi: Küreson hisse piyasaları, yapay zeka (AI) altyapısına yönelik yatırım maliyetlerinin finansman kaygıları ve ABD’deki konut inşaatçılığı güvenindeki ani düşüş nedeniyle volatil bir seyir izliyor. S&P 500 ve Nasdaq endeksleri, son haftalarda yaşanan sert satış baskısının ardından toparlanma sinyalleri veriyor olsa da, bu hareketler temel olarak teknik geri tepme (rebound) niteliğinde. Piyasa katılımcıları, teknoloji devlerinin çeyreklik kâr açıklamalarına ve Fed’in faiz politikasına odaklanmış durumda. ABD doları endeksi son haftadaki düşüşün ardından 101.87 seviyesinde istikrarlı bir duruş sergilerken, Euro Bölgesi’ndeki siyasi gerilimler (Fransa’daki sosyal huzursuzluklar) avroyu baskılıyor. Emtia piyasalarında ise petrol fiyatlarındaki düşüş ve altının güvenli liman talebiyle yükselişi, küresel büyüme beklentilerindeki belirsizliği yansıtıyor. Türkiye açısından bakıldığında, BIST 100 endeksi 52 haftalık zirvesinin yaklaşık %24 altında işlem görüyor; bu durum yerel likidite sıkışıklığı ve dış borç stokundaki artışla ilişkili olarak değerlendirilmeli.

Öne Çıkan Endeks ve Temalar
Wall Street’te S&P 500 ve Nasdaq Composite, son haftanın en büyük haftalık düşüşünü (Haziran sonundan bu yana) yaşadıktan sonra toparlanma gösterdi. Bu hareketin arkasında, özellikle veri merkezi operatörleri gibi AI altyapı şirketlerinin hisse senetlerinde yaşanan sert satışların ardından gelen teknik geri tepme yatıyor. CoreWeave gibi neokul (neocloud) şirketlerinin hisselerinin ve tahvillerinin değer kaybetmesi, AI finansman zincirinde kredi stresine işaret ediyor. Oracle’ın borçlarının “yatırım dışı” (junk) seviyesine yaklaşması riski, sektördeki finansman maliyetlerinin arttığını gösteriyor. Nasdaq’ta %1.5’lik bir artış öne çıkarken, Dow Jones endeksi JPMorgan Chase ve Visa gibi değerli hisselere yönelik modest düşüşler nedeniyle baskı altında kaldı.
Avrupa piyasalarında ise Euro Stoxx ve DAX endeksleri, Fransa’daki siyasi istikrarsızlık nedeniyle zayıf bir seyir izliyor. Fransız hükümetindeki güven krizi ve sosyal huzursuzluklar, avronun değerini baskılıyor; EUR/USD paritesi 1.1200 seviyesine geriledi. Bu durum, Avrupa merkezli şirketlerin ihracat rekabet gücünü kısa vadede artırsa da, bölgesel büyüme beklentilerini olumsuz etkiliyor.
Asya ve Orta Doğu piyasalarında ise farklı dinamikler hakim. Çin’in üçüncü çeyrek büyümesinin %4.5 ile beklentilerin üzerinde gerçekleşmesi, küresel risk iştahına sınırlı bir destek sağladı. Ancak Saudi Tadawul endeksi %0.65 gerileyerek petrokimya ve ulaşım sektörlerindeki kayıpları telafi edemedi. Türkiye’de BIST 100’deki satış baskısı, yerel faiz beklentileri ve dış finansman koşullarının sıkılığıyla açıklanıyor; bankacılık hisseleri ise TCMB’nin yaklaşan faiz kararı öncesi dikkatli bir seyir izliyor.
Makro Etkenler
ABD ekonomisinde enflasyonla mücadele ve büyüme arasındaki denge, piyasaların ana odağı. Fed Başkanı Kevin Warsh’in açıklamaları, Ekim ayında faiz artırımı beklentilerini azaltırken, Aralık ayı için artış sinyali vermeye devam ediyor. Bu durum, tahvil getirilerinin düşüşüne ve dolayısıyla petrol fiyatlarının gerilemesine katkıda bulundu. Ancak ABD Konut İnşaatçılığı Güven Endeksi (NAHB/Wells Fargo), Ekim ayında 29 puana düşerek 14.5 yıllık en düşük seviyesine ulaştı. Bu düşüşün temelinde, Orta Doğu çatışmalarının enerji maliyetlerini artırması, ithal mal tarifeleri ve %7.40’lara yükselen 30 yıllık sabit konut ipotek faizleri yatıyor. Yüksek kira maliyetleri ve kredi erişilebilirliğinin zorlaşması, ABD iç talebini zayıflatma riski taşıyor.
Avrupa’daki makro görünüm ise siyasi risklerle gölgeleniyor. Fransa’daki sosyal huzursuzluklar, hükümetin bütçe disiplini konusundaki çabalarını zorluyor; bu da Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) politika kararlarını etkileyebilecek bir belirsizlik unsuru olarak karşımıza çıkıyor. Dolar endeksindeki istikrar ise, Fed’in “bekle-gör” duruşu ve Euro Bölgesi’ndeki büyüme zayıflığıyla destekleniyor.
Türkiye’de makro veriler karışık sinyaller veriyor. TCMB’nin Ağustos ayı kısa vadeli dış borç (KVDB) istatistiklerine göre, KVDB stoku 176.6 milyar dolara yükseldi. Banka kaynaklı dış borçta düşüş olsa da, banka dışı kesimin mevduat artışı ve toplam dış yükümlülükler, finansman maliyetlerinin yüksek seyretmeye devam ettiğini gösteriyor. TCMB’nin 22 Ekim’de açıklayacağı faiz kararı kritik önem taşıyor; ekonomistlerin çoğu politika faizinin %37’dan %36’ya düşürüleceğini beklerken, enflasyonun ana eğiliminin gerilediği ancak jeopolitik risklerin yukarı yönlü baskı oluşturduğu vurgulanıyor.
Riskler ve Fırsat Alanları
AI sektöründeki finansman krizi, teknoloji hisselerinde volatiliteyi devam ettirecek bir risk faktörü olarak öne çıkıyor. CoreWeave gibi şirketlerin kredi notu düşüşleri, sektördeki yüksek borçluluğun sürdürülebilirliği konusunda soru işaretleri yaratıyor. Yatırımcılar, Oracle ve benzeri büyük teknoloji firmalarının çeyreklik kâr açıklamalarında AI yatırımlarının getiriliğini (ROI) nasıl gerekçelendirdiklerine dikkat edecekler. Bu süreçte, finansman maliyetlerinin düşmesi bekleniyorsa, sektörün toparlanma potansiyeli var; ancak kredi sıkılığı devam ederse, sektördeki konsolidasyon ve hisse senedi baskısı artabilir.
Emtia piyasalarında altın, Fed’in faiz beklentilerindeki yumuşama ve jeopolitik riskler nedeniyle $4,000/onsun üzerinde destek buluyor. ANZ analistlerinin belirttiği gibi, fiskal sürdürülebilirlik kaygıları, yüksek getiren tahvillerin çekiciliğini azaltarak altını bir hedge (koruma) aracı olarak konumlandırıyor. Petrol fiyatlarındaki düşüş ise, Trump’ın Rusya yaptırımlarındaki esneklikler ve küresel talep endişeleriyle açıklanıyor; bu durum enerji şirketlerinin kârlılığını baskılayabilirken, lojistik ve üretim maliyetlerini düşüren bir etki yaratabilir.
Türkiye için riskler iki ana eksende yoğunlaşıyor: Birincisi, TCMB’nin faiz kararının piyasa beklentilerini karşılamaması veya enflasyon verilerindeki yukarı yönlü sürprizler; ikincisi ise dış finansman koşullarındaki sıkılık. BIST 100’deki %24’lük gerileme, yerel yatırımcının risk iştahını azaltmış durumda. Ancak Çin’in büyüme verisindeki iyileşme ve küresel emtia fiyatlamasındaki olumlu gelişmeler, ihracat odaklı şirketler için fırsat alanı oluşturabilir. Özellikle petrokimya ve sanayi sektörleri, döviz kuru hareketleri ve enerji maliyetlerindeki dengelenmeyle marjlarını korumaya çalışacak.
Küresel Hisse Piyasalarında Büyüme, Kârlılık ve Risk Dengesi
Küresel piyasalarda şu anki yapı, “bekle-gör” stratejisine işaret ediyor. ABD’de AI finansman krizi ile konut inşaatçılığındaki çöküş arasındaki ilişki doğrudan nedensellik kurmak zor olsa da, her iki veri de ekonomik genişlemenin sınırlarına dair uyarı veriyor. Fed’in Aralık ayındaki faiz kararı, piyasaların yönünü belirleyecek ana tetikleyici olacak; ancak bu kararın öncesinde, teknoloji şirketlerinin kâr açıklamaları ve Oracle benzeri finansman zinciri riskleri volatiliteyi sürdürecek.
Avrupa’da siyasi riskler (Fransa) ve büyüme zayıflığı, Euro Bölgesi hisselerinin üstündeki baskıyı koruyor. Dolar endeksindeki istikrar ise küresel likiditenin henüz rahatlamadığını gösteriyor. Türkiye’de TCMB’nin faiz kararı, yerel para biriminin yönünü belirlemede kritik rol oynayacak. KVDB’daki artış ve dış borç maliyetleri, parasal genişlemenin sınırlarını çiziyor; bu nedenle TCMB’nin enflasyonla mücadeledeki kararlılığını koruyup korumayacağı, BIST’teki bankacılık ve sanayi hisselerinin seyri için belirleyici olacak. Yatırımcılar, küresel risk iştahındaki dalgalanmalara karşı portföylerini çeşitlendirme ve likidite yönetimine odaklanma ihtiyacı hissediyor.
Finansyum Analiz Ekibi
Kaynak: investing.com